banner107
banner82

“SUNA ATUN’a ARMAĞAN” KİTABI ÇIKTI

banner27

DOSTLARIN KAPISI SAMTAY VE SUNA ATUN

banner210
“SUNA ATUN’a ARMAĞAN” KİTABI ÇIKTI

banner192

Yaşam büyük bir hızla akıp geçmekte, zaman ne acımasız, durmaksızın akıp giderken biz zavallı insanların; ne hırslarını, tutkularını, ihtiraslarını dinlemiyor. İnsanoğlu yaşamının kıymetini bir öğrense ne savaşlar, ne kavgalar ne de iktidar hırsları olurdu. Bu dünyaya insanın bırakabileceği tek bir şey var o da sanata, edebiyata ve bilime yapmış olduğu katkı. “Bir eseri yaratan kişi, kendi kimliği ile ister istemez  zaten yerelliğin, yaşadığı yerin parçasıdır ve bu onun evrensel değer ve ölçülerle eserler vermesine engel değildir. Bilakis biçimsel  ve içerik olarak çağdaş  beklentilere yanıt veren eserler, yerel olanı veya yerel düzeye hapsedilmiş olanı evrensele taşıyabilir.”  -

Bu bağlamda  üç yıl önce kaybettiğimiz Suna Atun, dostumuzu değerli dostu Bülent Fevzioğlu ile yukarda söylediğim doğrultuda yer kültürümüzü evrensel bir değere taşımak için uğraştılar. Vakıf olarak yazılmayan konularda veya dağınık olan birçok bilgiyi, bir araya getirip, hiç yorulmaksızın karışıksızbir çok eseri ekinimize kazandırdılar.

Suna Atun, dostumu 2000 yılında ilk tanıma fırsatı bulmuştum, ilk defa düzenlediğim bir okul etkinliğine onları gençlere tanıtmak için konuk etmiştim. Oradan başlayan dostluğumuz daha sonraları , benim elimde olan bilgileri ve belgeleri onlara güvenerek vermemle, dostluğa dönüştü. Hemen hemen her gün, telefonda konuşmamız, görüşmemizle daha da pekişti. Bu dostluk  bir çok etkinlikte bulunmamıza, sempozyumlara katılmamıza neden oldu. Bu yıllar Kıbrıs Türk Yazını için altın yıllarıdır diyebiliriz. Kırgınlar tekrardan bir araya geldiği, Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği ,KIBATEK ve SAMTAY Vakfı çatısı altında bir birlikteliğin oluştuğu yıllardır. Bu bir araya gelmede Suna Atun’un büyük bir katkısı vardır çünkü onun; içtenliği, dostluğu,  arkadaşlığı, gülenyüzü insanlardan pozitif bir etki bırakmıştır.

SamtayVakfi’nınkapısını herkese açarak Mağusa’da bir kültür merkez yaratmış oldu. Ürettikleri bugün tartışılmaz ama Sayın Suna Atun’un sürekli olarak öğrenmek için uğraş vermesi çok önemlidir. Rahmetli hocamız Ali Nesim’i sürekli arayıp ondan bilge edinmek istemesi, onun derin bilgisinden faydalanmasını hiç unutamam. Devamlı bir öğrenme süreci, Suna Atun’u yaşama bağlayan en önemli etken olmuştur.

Geçen günlerde Suna Atun’nun anısına KIBATEK Vakfı bir anı kitabı çıkardı. 282 sayfalık eserde onun için bir çok dostu,arkadaşı güzel sözleri ve anıları bizlerle paylaştı. Kitabın ikinci bölümünde ise Kıbrıs Türk Edebiyatı, halk bilimi üzerine araştırmalara yer verilirken aralara da öykü ve şiirler de serpiştirildi. Emeği geçen herkesi kutluyoruz.

Sun Atun değerli dost “Sonsuz ışıklar için uyu”

 Ancak bu mesleğimi birkaç yıl yapmış ve hemen ardından bırakmış biri değilim. Mesleğime, çok uzun yıllar emek verdim. Ancak, her meslekte olduğu ve görüldüğü gibi, bir yerden sonra insan ya yoruluyor, ya da yapmış olduğu mesleğini kendinden sonra gelen genç nesillere bırakmasının zamanının geldiğine inanıyor. Tıpkı bir bayrak yarışı gibi… Hayatta, hiçbir uğraşıyı sonsuza değin üstlenemezsiniz.

SAMTAY’a gelince…

SAMTAY, belki bugünkü ismiyle değil, fakat içeriği, ruhu ve felsefesiyle, eczacılık yaptığım uzun yıllar boyunca hep içimde taşıdığım bir dürtü, bir istek ve hedefti… Bu isteğimin gerçekleşmesi için doğru zamanın gelmesi gerekiyordu… Yanımda çocuklarım vardı, onların büyümeleri, eğitim süreçlerinin tamamlanması ve kendi ayakları üzerinde duracak koşullarının oluşması gerekiyordu… İşte bu koşulların oluştuğunu gördüğüm anda, yıllardır içimde taşıdığım düşün gerçekleşmesi zamanının geldiğine inandım ve sonuçta, bir aile vakfı olarak SAMTAY VAKFI’nı 2000 yılı 21 Ocak günü, Kıbrıs Türk kültür yaşamına kattık. Son sekiz yıldır, Tanrı’nın bir armağanı olduğuna inandığım tüm enerjimi ve uzun yıllardan gelen düşlerimle heyecanımı bu vakfa veriyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor.

Soru - ‘Dünümüzü araştırarak bugüne, dün ve bugünleri de yarınlara taşımak’ düşüncesiyle kurduğunuz SAMTAY Vakfı’nı kurma amacınız ve beklentileriniz nelerdir?

Yanıt – Önce, ‘beklentiniz ne?’ sorunuza yanıt vereyim. Bu yöndeki beklentim, tektir. Beklentim, doğup büyüdüğüm, ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim bu güzel ülkeme olan gönül borcumu, vefa borcumu ödemek. Her insanın, doğduğu, büyüdüğü, üzerinde yaşam sürdüğü topraklara vefa borcu olduğunu düşünenlerden biriyim. Ve yine, hayatın içerisinde herkesin, bir ‘varoluş nedeni’ olduğuna inanıyorum. Bu varoluş nedenine bir görev, bir misyon da diyebiliriz. SAMTAY Vakfı, özünde, bu misyona olan inancıyla kuruldu. Hayatın içerisinde herkes, kendi için, ailesi için, ülkesi için, bugünden yarına bir iz bırakmalı.. Bir şeyler yapmalı…

Az önce değindim. SAMTAY, bir aile vakfı.. Kuruluşunda eşimin ve iki çocuğumun imzası olan bir vakıf.. Ancak imzadan daha önemli olan, böyle bir kültür ve yazın vakfının oluşmasına, aile bireylerimizin de yüreklerini ve inançlarını katmış olmalarıdır…

Çünkü bu vakfın mali bir getirisi yoktur… Kâr amaçlı kurulmamıştır… Bırakınız kâr etmeyi, üzülerek söylüyorum ki, çok okuyan, kitap alma alışkanlığı sevindirici olmayan bir ülkenin insanlarıyız… Ve SAMTAY, kendi misyonu gereği, kurulduğu 2000 yılından bugüne değin hiçbir yılgınlık, yorgunluk ve pişmanlık duymadan, her yıl, ortalama üç yeni araştırma kitabını kültür arşivlerimize kazandırmış bir Vakıftır… Bu kitapların satışı yıllara yayılıyor ki, böyle bir uğraşıdan kâr payı beklemenin mümkün olmadığını, konuyla ilgilenen herkes çok iyi bilmektedir…Bu noktada şu soru sorulabilir ve zaten, zaman zaman sorulmaktadır da : ‘Kâr getirmiyorsa, niye bunca kitabın yayını yapıyor, bunca kitaba para yatırıyorsunuz?’.. Eşim ve ben, şunu düşünüyoruz : Hayatımızın içerisinde lüks alışkanlıklarımız olmadığı gibi, gerçekten insanın cebinden çok para harcanmasına neden olan sigara ve içki tüketimimiz de yok… Bizim bütün heyecanımız bu kitapların hazırlığı ve yayınıdır. Kendimizi farklı tüketim alışkanlıkları olan insanların yerine koyuyoruz ve o alışkanlıklara harcayabileceğimiz paramızı SAMTAY Vakfı’nın yeni kitaplarının yayınına harcıyoruz… İşte bu düşüncemizin bir sonucu olarak da, kuruluşumuzdan bugüne, son sekiz yılda, 25 kitap yayımladık.

Soru - Yayınladığınız kitaplar, beklediğiniz ilgiyi görüyor mu?

Yanıt - Az önce çok fazla kitap okuma, kitap satın alma alışkanlığı olmayan bir ülkede yaşadığımıza değinmiştim. Yayınlamış olduğumuz kitaplarımız elbette ilgi görüyor. Çünkü bu kitaplarımızın tümü de bu ülkenin kültürüne, tarihine dayalı ve her biri ayrı bir başvuru değeri taşıyan kitaplar. Bizi üzen tek konu, ne yazık ki okuma alışkanlığının yaygın olmamasıdır. Bu sorun yalnızca bizim Vakfımızın kitaplarıyla ilgili bir konu değil, ülkemizde kitap yayınlayan herkesin, ortak üzüntüsüdür.

Yine de karamsar değilim. Belki bu değinmiş olduğum nedenden dolayı çok hızlı bir kitap tüketimi olmuyor ama, yine de, özellikle son yıllarda birçok ailenin, evlerinde, Kıbrıs konulu kitaplara ilişkin kütüphane oluşturduklarını görmek, bilmek, yapmış olduğumuzun kültürel hizmetin yavaş yavaş da olsa karşılık bulduğunu izlemek, umut verici, sevindiricidir.

Soru - Geçmişe yönelik yaptığınız araştırmalarda ve doğru bilgilere ulaşmakta ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?

Yanıt - Kıbrıs’ın dününe, geçmişine ilişkin hangi alanda araştırma yaparsanız yapınız, sizin en büyük, en güçlü yazılı kaynaklarınız, geçmiş yüz yıllık süreç içerisinde yayınlanmış olan gazeteleriniz, dergileriniz ve kitaplarınızdır… Bu yazılı kaynakların tümüne ulaşmanız da, ne yazık ki mümkün değildir. Çünkü Kıbrıslı Türklerin geçmiş elli yılı kaç göç’lerle yaşanmış yıllardır… Bu yıllar içerisinde var olan gazete, dergi ve kitap gibi koleksiyonlar da, ne yazık ki yaşanan geçmiş yılların zorlukları nedeniyle yeterince korunamamış, günümüze kadar gelememiştir…

Sevindirici olan, yine de bu kaynaklarımızın önemli bir bölümünün Girne Milli Arşivi’nde bulunabildiği, korunabildiğidir… Bu kaynaklar, çalışmalarımızda büyük yarar sağlamaktadır..

Söz Milli Arşiv’den açılmışken, başta, bu arşivin müdürü olan değerli dostumuz Gökhan Şengör’e ve onun çalışma arkadaşlarına SAMTAY vakfı adına teşekkür etmek isterim. Çalışmalarımıza her zaman yardımcı oldukları ve bizlere sunmuş oldukları kültürel hizmet için…

Hangi zorlukları yaşadığımıza gelince… İki zorluğumuz var. Birincisi, Milli Arşiv’in Girne’de olması… Mağusa’dan Girne’ye gidip gelmek, kolay olmuyor… İkincisi, her gazeteyi tek tek okumak, incelemek ve onlardan fotoğraf yoluyla kaynak almak için büyük bir zamana ihtiyacınız vardır… Bugün birçok insan günlük gazeteleri bile okumazken, siz, yüz yıllık eski gazete ve dergi koleksiyonları arasında dolaşıyorsunuz ve adeta, iğneyle kuyu kazar gibi çalışıyorsunuz… Bazen, birkaç paragraflık bir bilgiye ulaşmak için, haftalarca eski gazete koleksiyonlarını sayfa sayfa incelemek durumunda kalıyorsunuz… Kolay olduğunu söyleyemem, fakat içinizde taşır olduğunuz heyecan kendi canlılığını koruduğu sürece de, ‘gülü seven dikenine katlanır’ örneği, bu zorlukları görmezlikten gelmeyi başarıyorsunuz…

Soru - Son olarak, bir Mağusalı olarak, Mağusalılara neler söylemek istersiniz?

Yanıt - Yalnızca Mağusalılara değil, sesimi ulaştırabileceğim herkese, Mağusa adına şunu söylemek isterim: Tarihten ve kültürden gelen olağanüstü bir zenginliğin, mükemmel bir mirasın göz tanıkları olarak Mağusa’da yaşamak, bizlere sunulmuş çok özel bir şanstır… Bir gün, bizlerin de el ve göz izleri kalacak bu kentte… Bugün bizler, nasıl geçmişi araştırmakta ve yazmaktaysak, gelecekte de birileri, mutlaka bu günleri araştıracak ve yazacaklardır… Ben, yıllar sonra bu günleri araştıracak ve yazacak olanların, bizler için, ‘kentlerine ve ülkelerine sırtlarını dönmüş insanlar değil, yüzlerini, yüreklerini dönmüş insanlar’ olarak değerlendirilmeyi ve yazılmayı isterim. Ve hepimizin bunu istemesi gerektiğine de, tüm kalbimle inanmaktayım.

Yine de, sonuçta herkes kendi doğruları, yanlışları ve yaptıklarıyla vardır ve var olacaktır diye düşünüyorum.

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.