banner107
banner82
banner147

ÖLÜMÜNÜN 17. YILINDA OSMAN TÜRKAY’I SEVGİYLE ANIYORUZ

banner27

22 Ocak 2001 yılında kaybettiğimiz Uzay şairi Osman Türkay’ın bugün ölümünün 17. yıldönümü. Ülkemizde insanlar yaşarken bile değer görmüyor, öldükten sonra bir-iki yıl sonra hemenden unutuluyor.

ÖLÜMÜNÜN 17. YILINDA OSMAN TÜRKAY’I SEVGİYLE ANIYORUZ

banner192

AKDENİZ’İN MAVİ İNCİSİ KIBRIS

                I

Akdeniz’in mavi incisi Kıbrıs

Doğduğum, ilk güneş ışınlarını gördüğüm

Şiiri, barışı ve erinci ilk soluduğum ülke

Şimdi seni otuzbeş bin ayak yükseklikte

Hindistan’dan Londra’ya uçtuğum

Uçağın penceresinden seyretmekteyim

Tapınırcasına güzelliğini akıtıyorum

                                                                      Yüreğime

Özlemimi acılarına katarak yudum

                                                 yudum içiyorum

Göklerin mavi renginde

Tutuşuyor alev-alev düşüncelerim

Kucaklayıp düşümde seni,öperken

                                         toprağını

Sevgi ve saygı dolu duygularla

Görüyorum yaraların henüz kapanmamış

Yakarıyorum yaraların henüz kapanmamış

Yakarıyorum içten ve gizlice

Yakarıyorum bir kez daha

Denetlenmemiş,doludizgin tutkulara

Kaptırmayasın diye kendini

Bağrında kana ve kine yer vermesin diye

Ruhumun derininden konuşarak diyorum

“Varlığımın kutsal toprağı,ülkem diyorum

“Söz ver böyle sakin ve rahat kalacağına

“Ve sonsuz barışın,erincin vatanı

                                                               olacağına...”

                     II

Seslerin,renklerin ve sınırsız

                           karanlıkların

kainatta herşeyin kendine özgü bir dili

                                                      vardır

Onları anlama çevirebilirseniz

Yaklaşan günbatımı

Ve 1 milyon kez yansıyan ışık

Kulaklarıma müzikal diliyle konuşurken

Düşlerim lacivert kuğulara  dönüşerek

Uçmada geçmiş zamanların bir diliminde

Sallandığım beşiğe doğru

Orada, o geçmiş anlarda senden bir parça idim

Senin öz oğlun: Bazan ağlardım

Bazan gülümserdim şiirsel bir arıklıkla

Bugün, şu anda, senden çok yükseklerde

Kıbrıs’ım, ülkem benim, insan elinin

                                            Dokunmadığı

Milyonlarca ton karbeyaz pamuğu

                                  Andıran bulutlar

Senin gizlerini anlama çevirerek

Öncesiz ve sonrasız zamanlarda

Paramparça, üzgün kalbime iletmekte

Orada,senin gizli acıların

Benim üzgülerime karışarak

Yasemen çardaklarının, limon ve portakal

                                                 çiçeklerinin

Eski şarap tulumlarının içindeki dünyanın

Ve serin Nisan yellerinde

Gümüş renginde bir deniz gibi

Dalgalanan çiçek açmış zeytin ağaçlarının

Müziğini yansıtmakta geçmiş anların

Şimdi, özlemlerimin bir okyansuna dik

                                                Dalıyorum

Tüm eski ve yeni düşlerimle

Bu anda her zamankinden daha yakın

                                         olduğumu

hissettiğim bütün bir kainatla

                  III

Apansız kendimi ve düşlerimi ezilmiş

                                          görmekteyim

Umutsuzluğun buzdağları arasında

Sevgim çarmıhında,sesim boğulmuş

Çünkü gerçekler dünyası ile düşler

                                              dünyası

Öylesine başka, öylesine çatışık ki

Ağlamak istiyorum, titriyorum

Koltuğumda oraya buraya sallanıyorum

Batıya doğru uçan uçağın içinde

Sen, güzel ve ince göğsünü süsleyen

Zeytin ağaçlarıyla, bağlarla ve portakal

                                             bahçeleriyle

Sakin ve rahat bir akşamın uykusuna

                                           Hazırlanırken

Gizli acılarım, elem dolu, yaslı ve hazin

Bir müziğe dönüşmede uğrunda şehit

                                            olanlar için

Işıl  ışıl yanan ruhlar uçmakta

Yoluna can verdikleri toprakların

                                        üzerinde...

Hilali miler haçlı mıdırlar?...Ölümün

                                              dini yoktur

Ne de milliyeti var!Ölüm

Özdek ölesinde insanlığı eşit kılan bir

                                                   olgudur

Bak şimdi bir zamanlar insan olanlar

Yer ile gök arasındaki uzayı

Parıl parıl yanarak nasıl

                                        aydınlatmaktadırlar

                                               IV

Titreyen bir kalple şimdi seyrettiğim

                                                 görünü

Yıldızsı ve ruhsal bir görünüdür

Sanki gökyüzünün tüm kapıları

                                          açılıvermiş

Tüm setleri yıkılmış

Bir zamanlar tümü kendi insanlarımız

Tümü aynı toprağın kızları ve oğulları

                                                         olanlar

Şimdi sınırsız karanlıklarda yıldız

                                              kümeleri gibi:

Altta ve üstte kimi ağırlıksız uçmada

Kimi yıldız gibi akmada

Ve şehit edilmiş bebeklerin ruhları

Uzaklarda, çok uzaklarda yıldızlardan

                                               yansıyan

Ateşten kelebeklerle oynamaktadırlar

Atmosferi sessiz ve kutsal ateş oyunlarına

                                                      çevirerek

Kıbrıs’ım sana uçağın penceresinden

Veda ederken

Savaş çoktan bitmiş

Savaşlar öldürür ve ölür

Yalnız insanlıktır ölümsüz olan

Cennet sadece bir simge

Doğu-dışı bir ruh durumunda

Kişi kendinden geçince algılar da

Onu ancak barış, yalnız barış ve sevgi

Yeryüzüne indirebilir

OSMAN TÜRKAY’IN YAŞAM ÖYKÜSÜ

Osman Türkay 16 Şubat 1927’de Girne dağlarının eteklerinde olan küçük bir kasaba olan Kazafana (Ozanköy)'de doğdu.Ailesi küçük toprak sahibi olan  insanlardı. Annesinin adı Emete (Otçuoğlu) Hasan, babasının adı ise Mustafa Hasan'dı.      

Osman Türkay,Ozanköy İlkokulu’nu 1939, Lefkoşa Türk Erkek Lisesi Orta kısmını 1942, Girne'de bulunan İngiliz Yüksek Okulu’nu (English High School)  1946 yılında bitirerek mezun oldu.

Osman Türkay 1947 ile 1951 yılları arasında yerel Hürsöz gazetesinde çalıştı 1951 yılının Temmuz ayında Türkiye’ye gider. Türkiye’de bulunduğu dönemde modern ve klasik Türk Edebiyatında eğitim almış Farabi, Fuzuli, Yunus Emre ve Mevlana Celaleddin-i Rumi gibi muhteşem metafizikçileri de inceledi. Türk şairler ile tanıştı.

            Türk yazınını, kültürünü, sosyal ve siyasi olaylarını  yaşadı ve etkilendi. Türkiye’de gelişen hızlı değişimleri ve devrimleri yaşadı. Hem Kıbrıs'taki Türk gazetelerine hem de Türkiye'deki gazetelere yazılar yazmaya devam etti. Türkay artık Kıbrıs'ta küçük bir toplumun insanı değildi. Kendisi artık büyük bir ulusun üyesiydi.Türkay  kendisini, tarihi zengin ve geleceği ümit verici bir ulusun insanı olarak görüyordu, o artık Avrupa'yı Asya'ya bağlayan bir ulusun insanıydı.

Daha sonra Osman Türkay Adana’dan ayrılır, Doğu Türkiye’ye Erzurum’a  ve oradan 1953 yılının  sonbaharında Londra'ya gidip "School of Modern Languages" okuluna öğrenci olarak kayıt yaptırdı.  Modern Diller Okulundan Gazetecilik Bölümünü 1955 yılında bitirdi. Ekonomik Bilimler Okulu Felsefe Bölümü’nden de 1958 yılında mezun oldu.

            1953 ile 1958 yılları arasında Türkay'ın zihinsel, duygusal ve tinsel gelişimi daha kesindi. Bu dönem boyunca Londra'da bulunan kütüphanelerde inzivaya çekildi ve bu kütüphanelerde Dünya klasiklerini, eski-yeni modern Dünya şiirini, felsefeyi, dramayı inceledi. Londra’da eğitim görmesinin esas amacı yeni kaynaklar aramak, yeni teknikler bulmaktı. Aslında genç bir şair olarak hem yurdunda hem yurtdışında şiirleri “Uzay-Çağı Şiirleri” olarak tarif edilmeye başlanmıştı. Türkay kendisini kozmik bilinçlilik ve mantık konularında  geliştirmişti ; birlik- çokluk, evrensellik ve çeşitlilik  onun şiirlerinin ideali,amacı olmuştu. Artık o Uzay-Çağı mistiği olarak anılmaya başlamıştı.

            1958’in sonbaharında, genç ve iyi eğitilmiş bir adam olarak Türkay Kıbrıs’a dönüş yaptı. Kıbrıs’a geliş sebebi Türk gezetesi olan Bozkurt’un Siyasi ve Kültür-Sanat bölümlerini yönetmekti. Londra’da eğitim gördüğü dönemlerde Bozkurt gazetesine Dünya şiirinden çeviriler yaparak yolluyordu ama artık o günlük siyasi yazılarıyla da Bozkurt gazetesinde yazılar  yazmaktaydı. Ayrıca 1959 yılında iki yetenekli, Kıbrıslı Türk yazar-şair Fuat Veziroğlu ve Kutlu Adalı ile birlikte kurmuş oldukları “Beşparmak” ve “Uyarı” yazın dergilerini çıkarır. Ayrıca o dönemde “Gençlik” dergisinde de yazıları ve şiirleri yayımlanır. İlk kitabı olan “7 Telli”’yi 1959 yılının Haziran ayında 3500 adet olarak basıp,yayımlar. Kıbrıs’ta ilk defa bir kitap bu kadar büyük bir sayıda basılmıştı. Bu kitap hem Türkiye’de hem de yurtdışında “İlk Uzay-Çağı Şiir ”kitabı olarak alkışlanır ve beğeni toplar. Kitabın içindeki uzun şiiri “Şengül’ün Dünyası veya Atomium” eleştirmenlerce en çok sevilen şiirlerdendir. Bu şiir “Alice Harikalar Diyarında” olan genç bir kişinin nükleer çağa geçişini ve evrende bir gezegenden başka bir gezegene yolculuk yapmasını, gezegenlerde sonsuz bir barış ve huzur yakaladığını anlatıyor ve bu anlatımı füturist (gelecekçi) bir sanatçı kimliği ile karşımıza çıkıyor, onun temel amacı kırk-elli yıl sonraya gitmek, ileriye geriye yönelerek çağımızın entellektüel bir çözümünü yapmaktır. Türkay bu şiiriyle gelecek insan ile gelecek makine çağının bir çözümünü yapmakla kalmayıp, maddileşen bir evrende kişisel duygu ile heyecanları epik bir açıklamasını yapmaktadır.

            Bu arada Türkiye’de bulunan önemli gazetelere edebiyat yazıları ile katkıda bulundu. İstanbul’un o dönemki önemli yazın dergisi Yeditepe’deki  ilk yazısı Japon şiirini inceleyen uzun bir yazıydı.

            Türkay 1961’in sonlarına doğru Kıbrıs’tan ayrılıp Londra’ya döndü. Osman Türkay burada 1961-62 yılları arasında “Kıbrıs Türk Sesi”Gazetesini yayımlar. Bozkurt gazetesinde çıkan en son makalesi ise “Barış Sadece Bir Düştür” başlıklı yazısıdır. Siyasetin dışında kalmaya kararlıydı ve düzenli olarak Türkiye’nin aylık dergileri ve gazeteleri olan Varlık,Varlık Yıllığı, Cep Dergisi, Türk Dili, Yeditepe, Yelken, Denge ve Sesimiz’e edebiyat yazılarıyla katkıda bulunmaktaydı. Kıbrıs Türk Sesi gazetesi kapandıktan sonra İngiltere’de çıkan  Vatan gazetesinin baş yazarı ve yayım müdürü olur.Bu arada 2 Aralık 1968 yılında Kıbrıs’taki Savaş gazetesinde “Düşünceler” ve “Londra’dan Yankılar” başlıklı köşelerde yazılar yazar.  İngiltere’de olan Kıbrıs Türk Birliğinin genel sekreter görevine 1971’de getirilir. Bu görevde iken 1974 yılında Kıbrıs Türk Birliği Yayımcılığını kurdu; ayrıca Toplumun Sesi Gazetesinin yayım yönetmeni olur ve o zamandan itibaren ölümüne kadar bu görevde bulunur. Ayrıca, Orta Doğunun aylık şiir dergisi Poet (Hindistan)’ın yayın müdürlüğünü yaptı. 1972-1980 yılları arasında Ankara Haber Ajansına bağlı Pan News Internatinal’ın Londra Yayın Müdürlüğünü yaptı. Ankara’nın Pan Ajansı tarafından baskıya çıkarılan haftalık haber dergisi olan Middle East Review’ın ilk baskısını yayımladı. 1979 yıllından ölümüne dek P.O.E.T Şiir Dergisinin  Orta Doğu Editörlüğünü yapar.1990 yıllarda Yenigün gazetesinde “Düşünceler” başlığı altında siyasi yazılar yazdı.

            Osman Türkay 2000 yılında yaşlılıktan dolayı hastalanır  ve  30 Ekim 2000 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile 14 Kasım 2000 yılında devlet tarafından İngiltere’den  Kıbrıs’a getirilir.Bu getiriliş sırasında bir çok duyarlı aydınımız Osman Türkay’ın ülkesine getirilmesi için büyük bir çaba gösterirler. Özellikle Kıbrıs Gazetesindeki köşesinde yazmış olduğu duyarlı yazılarla kamuoyu oluşturan dostu Ahmet Tolgay’ın bu getirilişte çok büyük bir rolü vardır. Türkay adaya getirildikten sonra ölümüne kadar Girne Akçiçek Hastahanesi’nde özel bir odada bakılır. Şair, 22 Ocak 2001 sabah saat 07.00’de  vefat eder. Osman Türkay’ın yaşama gözlerini yummadan önceki söylediği son sözü ise şudur: “Yine Geleceğim”.

            Şair, 25 Ocak 2001 Perşembe günü saat 12.00’de Ozanköy Camii’nde kılınan öğle namazından sonra, doğup büyüdüğü  Ozanköy’de (Bilineceği gibi Ozanköy’ün eski adı Kazafana idi.Türkay bu köyde doğup büyüdüğü için ve dünyaca ünlü bir ozan olduğu için köyün adı Ozanköy olarak değişir) devlet töreni ile  toprağa verilir.

OSMAN TÜRKAY'IN KİTAPLARI

1-Yedi Telli,Beşparmak Yayınları,Lefkoşa,Kıbrıs,1959.

2-Uyurgezer,Yeditepe Yayınları,İstanbul,Türkiye,1969.

3-Beethoven'de Aydınlığa Uyanmak,Yeditepe Yayınları, İstanbul 1970.

4-Evrenin Düşünce Gezgin,Yeditepe Yayınları,İstanbul,1972.

5-Kıyamet Günü Gözlemcileri,Yeditepe Yayınları,İstanbul, 1975.

6-Beethoven and Other Poems(English Version),Hub Publications Ltd.Athenneum Books,London,1978.

7-Poetry Türkay,A Special Issue of Poet,India, Madras,May 1982.

8-Variations,Poets Press,India,1986.

9-Symphonies for the World.,Oxford University Press, Printing House, Oxford 1989.

10-Seçme Şiirler, T C. Kültür Bakanlığı,Ankara, Türkiye,1990.

11-Edebiyat,Eleştiri ve Dil Üstüne Düşünceler,K.K.T.C Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yayınları,1993.

12-Poetry Türkay and Epitaphs for a Dying World, A special issue of the magazine International Poets, Madras,India,1995.

13-Ölümsüzlük Acısı(Oyun), K.K.T.C Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yayınları,1998.

14-Piramit Üçlüsü(Oyun), K.K.T.C Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yayınları,1998.

15-Roaming About Universe,The Pentland Press,Usa,1998.

16-Cosmorama,The Pentland Press,Usa,1999.

BEN İNSANOĞLU İNSANIM

Ben Bir İnsanoğu İnsanım               

Kıbrıs'ta doğdum

Biliyorum Kıbrıs’lıyım, Türküm

Ama Kıbrıs da, Türk de, Rum da

Kısaca her nen evrensel bir bütünün parçaları.

Öyleyse Dünya benim vatanım

Dünya benim üniversitem

Dünya benim tapınağım

Tüm insanlık en gerçek ailem

İster Hint’te,İster Çin'de,ister Maçin’de

Gördüğüm her insan benim kardeşim, kızkardeşim

Bir eskimoi bir Kızıl derili çıksa karşıma

Onlara sevgiden ve saygıdan

Daha üstün bir duygu ile açılır

Kalbimin olanca kapıları

Ben tüm antenlerimi dünyaya gerip

Beş milyar insanın kalp vuruşlarını

Ve nabzını dinlemekteyim

Ve dinlediklerimi

Başka dünyalara ileten

Dev radarlar, elektron- teleskoplar kompleksiyim

Ben insanoğlu insanım

Tüm evreni kucaklar

Geriliğe, bağnazlığa yumruk sıkan kollarım

Burada şimdi Hindistan’da,

Ganj nasıl akıyorsa Hint Okyanusu’na

Ben de öyle gürül- gürül

Akıyorum yirmibirinci yüzyıl’da

Barışın, kardeşliğin açık denizlerine

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.