banner107
banner82

Fikret Demirağ'ı Saygıyla Anıyoruz

banner27

28 Kasım 2010 tarihinde vefat eden Fikret Demirağ’ı Ölümünün 7. yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz

banner210
Fikret Demirağ'ı Saygıyla Anıyoruz

banner192

                   

“.... Epeyce Kıbrıslı şairle tanıştım. Kıbrıs’ın yerinin ayrı olduğunu öğrendim. Böylece de zanaatımızın ne denli  güç olduğunu da kavradım. Bereket sen varsın: Bir klasik olarak. Çıkış noktalarının sen olduğunu bilmek beni sevindirdi.

.... Şiirin bizim için de bir sevinç.”İlhan Berk (13 Eylül 2003 tarihli mektubu)

 …. “Başlangıçta soyut şiirler yazdım. O dönemde, 1960’larda milliyetçi şiirler hakimdi. Farklı bir dil geliştirmek, farklılık yaratmak istedim. İlk yazdığım şiirler bu nedenle soyuttu. ‘Esperanza’ ve ‘Açar Yörüngeler Çiçeği’ adlı ilk kitaplarımdaki şiirler, adları gibi anlaşılmazdı… Zamanla kendiliğinden, kendi yolculuğumdan şiirim bu soyutluktan kurtuldu. Anladım ki şiirde anlam, derinlik ve estetik bir arada olmalı. Anlamlıyken tadı da olmalı. Çok çıplak da görülebilmeli, duru su gibi olmalı. Bilmece gibi şiir yazmak marifet değil. ‘Ben ne derin insanım’ diye gösterişe dökerseniz, insanlar sizden kaçar, okumaz…”Fikret Demirağ

Fikret Demirağ Kimdir?

10 Ocak 1940'ta Lefke'de (Kıbrıs) doğdu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nü bitirdikten sonra (1960) Kıbrıs'ın çeşitli ortaokullarında 28 yıl öğretmenlik yaptı. Emekli olduğu 1989'dan 2001 yılına kadar Kıbrıs gazetesinin kültür-sanat sayfasını yönetti.

1960'lı yıllardan bu yana Kıbrıs Türk şiirinin geçirdiği bütün aşamalarda, kendi şiir serüveni çerçevesinde  imzası bulunan şair, özellikle 70'li yıllardan başlayarak, gittikçe yoğunlaşan bir şiir dili arayışıyla, kendi retoriğini oluşturdu.M.Kansu ile birlikte,Kıbrıs’ta İkinci Yeni Hareketi’ni başlattı.

Çeşitli dönemlerde, arkadaşlarıyla çıkardığı Şölen(1961-62), Sanat Postası (1965-66), Çağ-Der (1979-80), Pygmalion (1993-96) gibi sanat-edebiyat dergileri, yönettiği Halkın Sesi, Kıbrıs, Yeni Düzen’inkültür-sanat sayfaları, kurucuları arasında yer alıp başkanlıklarını üstlendiği yazar ve sanatçı örgütleri, radyo ve televizyonlarda yaptığı şiir programları ile de Kıbrıslı Türkler’in edebiyatında sürekli etkin olan Fikret Demirağ'ın, şiirleri bazı yabancı dillere çevrildi, ödüllendirildi, oyunlaştırıldı ve bestelendi.

YAYIMLANMIŞ ESERLERİ:

1-İkinin Yaşamı ( M.Kansu’yla birlikte,Ankara, 1959), Şiir

2-Tutku (İlhan Tezel ile birlikte,Ankara, 1960), Şiir

3- Esperanza ( Lefkoşa,1962), Şiir

4- Açar Yörüngeler Çiçeği (Lefkoşa, 1963), Şiir

5- Aşkımızın Şarkıları (Lefkoşa,1965), Şiir

6- Kısa Şiirler Durağı (Lefkoşa,1968), Şiir

7- Ötme Keklik Ölürüm (Lefkoşa, 1972), Şiir

8- Dayan Yüreğim (Lefkoşa, 1974), Şiir

9- Umut ve Dehşet Çağından Şiirler (Lefkoşa, 1978), Şiir

10-Dinle Şarkımı (Lefkoşa, 1981), Şiir

11-Akdenizli Şiirler ve Aşk Sözleri (Lefkoşa, 1984), Şiir

12-Adıyla Yaralı (Ankara,1986), Şiir

13- Rüzgarda Ozan Türküleri (Lefkoşa, 1986), Şiir

14- ACILI BİR YURT İÇİN:

15-Limnidi Ateşinden Bugüne (l.Kitap, Lefkoşa, 1992), Şiir

16-Hüzün Ana (2-Kitap, Lefkoşa,1992),  Şiir

17-Sırrı Dökülmüş Kökayna & Yalnızlık, Gece Müziği (3. ve 4. kitaplar, 1994 - 1994 Türk Bankası Ödülü, 1995 M. Necati Özkan Ödülü,Lefkoşa), Şiir

18- Seçme Şiirler (Lefkoşa,l994), Şiir

19- Şiirin Vaktine Mezmur (Lefkoşa1996), Şiir

20- Eros 'un Oku (İstanbul,1997), Şiir

21- Alfa ve Omega (Lefkoşa, 1999), Şiir

22- Tanrı Müziği Bir Sessizlikte-Seçme Şiirler 2-(Lefkoşa,2002), Şiir

23-Ada’mın Sahilinde(İstanbul,2005),Şiir

ROMAN:

1.Yağmur Ağaçları,1963

2. Şu Müthiş Savaş Yılları,1985,Anı-Roman

Birgün ozanlar da ölür

Ozanlar da ölür birgün

Kar yağar dağlara dağlara

Gül ışıklar zor tırmanır

Gece yağan ağaçlara

Birgün ölür ozanlar da

Herkes bir çiçek söndürür

Ozanlar da birgün ölür

Ondan sonra bağır, ara,

Sığın pis sular gibi akan

Gangster işi şarkılara,

Ölür birgün ozanlar da

Şarkı kovboyları ölür

Haydutlar doluşur barlara,

Ağaçlar çiçek döker

Aşk dağı gürültüyle çöker

Bir jet gürültüyle geçer

Gökmaviyi yara yara,

Atletler koşarken göçer

Çalgılar karanlıktan su içer

Karanlıklar demir otları biçer

Ozanlar da ölür birgün

Kar yağar dağlara dağlara

Kırlara damlara ağaçlara,

Bir serçe kartala uçar

Bir serçe kartala uçar

Bir serçe kartala uçar…

Garson korsana gül getirir!

                                                           1972

YAŞLI BİR AKDENİZ EZGİSİ

Hepimizin yüzünden

hırçın bir ırmak geçmiş gibi,

izini uğultusunu bırakmış;

beyinlerimizde bir yerde

akıp duruyor hâlâ

suları kan köpüre köpüre

Şimdi yaralı portakal çiçekleri

kımıldıyor yüreğimde

Birer kıyı balığıydık

yıllarca yıllar önce

kendi ılıman denizimizde,

şimdiyse zamanların açtığı

yaralarımız kanıyor

hırçın sular üzerinde

Bilge zeytin ağaçları sallanıyor

sevgilimin gözlerinde

Bizi acıyla sözlediler, ama

ey barış, biz senin nikâhlınız;

seninle gireceğiz eninde sonunda

şarkıların altından geçip

ve silahlarımızı dışarda bırakıp

güzel günlerin dünya evine

Hırçın bir uçakgemisiyle çarpışıyor

gözlerim Akdeniz'de

Kızkardeşimin sevdiği

ölü bir adamdır şimdi,

ama sağ bir adamdı sevdiğinde;

şimdi yanıt veremez artık

yürekleri ikisinin de

bu gökler altındaki aşk sözlerine

Torpillenmiş denizaltıları

şimdi yürekleri su diplerinde

AKDENİZLİ

Bir sevdayla sevişmeyi bilmeyen
Akdenizli değildir
bir gövdeyle sevişmeyi bilmeyen

Bir rüzgârla konuşmayı bilmeyen
bir bulutla bir acıyla
bir Dor taşıyla konuşmayı bilmeyen

Bir mevzi çukurunda kurşun atarken
torbaların arasında açan çiçekle
gözlerini seviştirmeyen

Bir sevdanın mezar taşıyla
bir umudun külleriyle konuşmayı bilmeyen
Akdenizli değildir.

Üç savaşın dehşetiyle gözleri
büyüyüp iri kalmış
kadınlarla çocuklarla gözleşmeyi bilmeyen

Kanın kıyımın ölümün ortasında
barışla sözleşmeyi bilmeyen
sevgiyle acıyla buluşmayan yüreği

Bir uçurtma, ya da sünnet düğünü
karşısında bilmeyen çocuklaşmayı
Akdenizli değildir

Bir zeytinden, yasemimden, sevişme çalgısından
kanının debisi yükselmeyen
değildir Akdenizli

Bir kadınla sevişmeyi bilmeyen
Akdenizli değildir
Bir yangınla sevişmeyi bilmeyen.

İKİ BOŞ DENİZ KABUĞU

"Ben değiştim" gözleriyle bakıyor

karşımdaki 'yabancı',

biliyor ki ben de 'eski ben' değilim,

ve bunu dillendirmeme konusunda

-sanki- sessiz bir sözleşme var aramızda;

birimiz konuşurken (dalgın sözcükler

uçuşurken bezginlikler odasında),

öbürünün aklı uzaklarda oluyor (bir Aşk'ın 'narenciye bahçesi' kuruyor o 'uzaklar'da).

Arada bir birbirimize 'uyandığımızda'o uzak, eski Aşk'tan gazel yapraklar yağıyor aramıza.

Artık başlıca işimiz -hiç çaresiz-birbirine ölen iki ruh ve gövdenin

acıklı seslerini dinletmek birbirimize.

Onca yaşanmışlıktan geriye kalan:

içlerinden 'hiçliğin' uğultuları gelen

iki boş deniz kabuğu işte.

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.