banner411
banner69
banner374

Eralp Adanır’dan toplumsal belleğimizi sorgulayan bir roman “Zat-ı Muhteremi’in Mektupları”

banner27

Eralp Adanır’dan toplumsal belleğimizi sorgulayan bir roman “Zat-ı Muhteremi’in Mektupları”

Almanların  meşhur yönetmeni Michael VERHOEVEN, toplumların bilindik davranışlarını ve bencilikleriyle ilgili şu  tümceleri çok dikkat çekicidir: “Bugün artık yaşanan an ve gelecek önemseniyor yalnızca. Çünkü insanlar yaşamlarını planları üzerine kuruyor. Geçmişe bakmak tarihe bakmak anlamına gelmiyor artık. İnsanların bildikleri tek geçmiş kendi özel yaşamlarının geçmişi. Tarihi ise çok uzak bir şey olarak görüyorlar.”

Toplumsal bellek, benim her zaman yazınsal ürünlerde önemsediğim bir noktadır. Toplumsal bellek, bireylerin kendilerinin deneyimlemedikleri ancak kültürel yapıntılardan(artefact- insan yapımı eserler) öğrendikleri geçmiş bilgisi olarak tanımlanır.  Meşhur sosyolog Prof.Dr.Michael Schudson, bu noktada üç unsura dikkat çekmektedir: sosyal olarak dolayımlanan bireysel hafıza, sosyal dolayımlama için kültürel formlar ve kültürel formlardan inşa edilmiş bireysel hafıza.[1]

            Toplumsal bellek veya kolektif hafıza, insanların birlikte aynı anda yaşadıkları geçmiş

üzerine değil, geçmişin bilgisinin ortak olmasına vurgu yapar. Geçmişin bilgisi üzerine

paylaşım arttıkça toplumsal belleğin gücü de o oranda artar. Bu açıdan bakıldığında

bireysel yaşamın kolektif hafızadan beslendiği görülür.

            Eralp adanır, benim çok yakın dostum olmasın hasebiyle onun sürekli okuduğunu, bu okuduklarından sürekli notlar aldığını bilmekteyim, bunu dışında 15. yıldır Kıbrıs Türk yazınıyla ilgili yaptığı kitap programları onun yerel ve evrensel değerleri nasıl iyi tanıyıp sentezlediğini yazdığı köşe yazılarında ve eserlerde bulmaktayız.

Yazarlık için önemli noktalardan birisi öncelikle iyi okur olmaktan geçer , ikincisi iyi bir Türkçe bilgisi, üçüncüsü toplumunu iyi bilmekten geçer.

Dostum Eralp Adanır’dan bu üç özelliği çok rahat bulabilmekteyiz. Özellikle ilk  romanında toplumsal bellek  ile geçmişle köprü kurarak geçmişi  belleklerimizde canlı tutmaya eserinden çok iyi başarabildi. Özellikle mektup yazışmalarından hem kendi iç dünyasını hem de toplumun iç dünyasını bizlere çok güzel bir dille anlatıyor.

Bu mektupları okurken Genç yaşlarda kaybettiğimiz karşılaştırmalı edebiyat Profesörü Svetlana Boymşu tümcelerini anımsadım: “İnsanın en iyi hatırladığı şey duygularının renklendirdiği anılardır. Ortaktoplumsal bellek çerçeveleri mefhumu, diğer insanlarla ve kültürel söylemlerle diyalog içinde olan bir insan bilinci anlayışına dayalıdır.”[2]

Kıbrıslılar olarak geçirdiğimiz; zorlu, sıkıntılı zamanlar,çatışmalar, savaşlar,yaşadığımız  bu toplumsal krizler bize bazı şeyleri anımsatır.  Bellek aracığıyla bugünü, dünün sonuna kadar gidip, geleceğin dürbünü olarak kullanabiliriz.Toplumsal bellek, toplumun zaman içerisinde eritilen geleneksel yapısını veya toplum için vazgeçilmez unsurlara yeniden hayat vermek için geçmişi bugüne taşıyan ve yaşatan mekanizmadır. Toplumsal bellek, bir dejavudur.

Adanır’ın roman kahramanın gözünden bisikletiyle Lefkoşa sokaklarını geçerken yaşadığımız bu dejavudur, tümceler aracılığıyla yani kahramanın içinde yaşadığı  zaman iki yönlü olarak deneyimliyoruz. Hem geçmişi hem bugünü. Kısacası bir yön geçmişe bakarken diğer yön geleceğe kucak açıyor.

Romanda yaşam; geçmiş ve geleceğinbuluştuğu şimdiki zamanda anlamını tamamlar. Geçmiş ya sevinç kaynağı ya da acı hatıraların biriktiği bir tarih defteri gibidir. Gün gelir sevince ya da üzüntüye neden olan bu defteri tekrar açıp aynı heyecan yaşanır ya da acıya neden olan bu hatıralarlayüzleşip, hesaplaşılır.

F. Nietzsche dediği gibi : “İnsan unutmayı bir türlü öğrenemeyip de hep geçmişe bağlı kaldığı için şaşardurur kendine de: İstediği kadar ileri ve çabuk yürüsün, zinciri ile birlikte yürür, hızla akıp geçen olaylara bağlıdır gene de şaşılacak bir şey: An, birden burada, bir yok, dahaönce bir hiç, daha sonra bir hiç, yine de bir hayal gibi yeniden gelir ve daha sonraki bir an’ın rahatını kaçırır. Zaman tomarından boyuna bir yaprak çözülür, düşer, uçup gider birden yeniden insanın kucağına geri döner. İşte o zaman insan ‘anımsıyorum…’ der.[3]

Eralp Adanır, romanında zaman okuduğu kitaplardan bizlere örnekler verirken şunu demek istiyor: “Toplumlar da bireyler gibi geçmişleriyle hesaplaşmak için anımsamaya ihtiyaçduyarlar. Bunun için de geçmişlerinde meydana gelen bir olayı ‘şimdi ’deanımsayarak

gelecek için bir ilerleme olması açısından basamak olarak kullanırlar. Anımsama ,

geçmişle hesaplaşmak için ana araçtır. Toplumlar geçmişlerini anımsamak adına

belleklerini işletirler.”

Adanır aslında, kuşaklar arasındaki bağlantıyı bu bilgilerle bizlere veriyor tıpkı romandaki gibi, eski kuşak öğretmenle yeni kuşak öğretmenin diyalogu gibi. Kısacası Adanır şöyle diyor:“biz ancak toplumsal bellek sayesinde ayakta kalabiliriz”

Anılar önemlidir, anılar, ya toplumun övünç kaynağıdır; ulusal bir gurur olarak hatırlanmak isteniyordur ya da hatıraların olumsuz olduğu durumlarda hesaplaşmak, yüzleşmek için tekrar gündeme gelebilir. Kısacası geçmişin anımsanması  tehlikeli düşüncelerin ortaya çıkmasına da olanak verebildiği gibi aynı zamanda  geçmişi anımsarken korkuların anımsandığı, geçmişte kalan umutların da tekrar yeşermesine de  imkân verebilir.

            Bize korkularımızı ve umutlarımızı bu romanda tekrar anımsatan dostum Eralp Adanır’a çok teşekkür ederim. Bu romanı okumadıysanız lütfen alıp okuyun. Diğer romanlarını büyük bir heyecanla bekliyoruz.

1]Michael Schudson, “Dynamics of Distortion in Collective Memory”, Memory Distortion, How Minds,

Brains and Societies Reconstruct the Past, (Ed.) Daniel Schacter, Harvard University Press, Cambridge,

London 1997, s.348.

[2]Svetlana Boym, Nostaljinin Geleceği, (Çev. Ferit Budak Aydar), Metis Yay., İstanbul 2009, s.92.

[3] F. Nietzsche, Tarihin Yaşam için Yararı ve Yararsızlığı Üzerine,( Çev. Nejat Bozkurt), Say Yay,

İstanbul 2005, s. 37

banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.