banner107
banner82

Kıbrıs'ta iki egemen halkın varlığı inkar edilemez


Metin FAHRİOĞLU

Metin FAHRİOĞLU

Okunma 13 Temmuz 2015, 16:46

Rum-Yunan ikilisine göre Kıbrısta tek halk vardır ve bu halk  Kıbrıs Helenleri ile Türklerden, Ermenilerden ,Maronitlerden ve Latinlerden oluşmaktadır. 

Şubat 1959 Zürih ve Londra Anlaşmaları İngiltere, Türkiye ve Yunanistan Başbakanları yanında Kıbrısta iki eşit kurucu Türk ve Rum Cemaatleri adına Kıbrıs Türk Cemaati lideri Dr. Fazıl Küçük ve Rum Cemaati lideri Makarios  imzalamışlardı. Dolayısıyla ‘Cemaat kelimesi  Kıbrıs Anlaşmalarının içeriğinde  ve uygulanmasında  ‘Halk anlamında kullanılmıştır.

Bu anlaşmalar  “Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi” ve “Kıbrıs Rum Cemaat Meclisi” olmak üzere Kıbrıs Türklerine ve Kıbrıs Rumlarına iki ayrı Cemaat Meclislerini kurma hakkı tanınmıştı.1960 Kıbrıs Cumhuriyeti, fonksiyonları açısından bir ortaklık devleti idi. İngiliz döneminde Türk ve Rum halklarına Cemaat deniliyordu.  Ama ister ‘Cemaat  deyiniz , ister ‘halk deyiniz,  bu iki halk self-determinasyon  haklarını  1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulması yönünde kullanmışlardır.

1959 Zürih ve Londra Anlaşmaları ile Kıbrıs Türk halkı ‘Taksim ve Rum halkı ‘Enosis tezlerinden   vazgeçiyorlardı.  Bu anlaşmalarla toplumlardan biri diğerine tahakküm edemeyeceklerdi. Garanti ve İttifak Anlaşmaları Kıbrıs Cumhuriyetini oluşturan anlaşmaların bir parçası idi.

Cemaatlerin  ayrı devlet kurma hakları yoktur.  Ayrı devlet kurma hakkı halklara ait bir  haktır ve buna  halkların kendi kaderini tayin etme hakkı ve/veya self-determinasyon  hakkı denilir.

Kıbrısta iki egemen halk vardır. Ancak Makarios, bunu ilerleyen yıllarda kabullenemedi   ve Kıbrıs Türk halkı ile hiçbir yetkiyi paylaşmak istemedi. 21 Aralık 1963 Kanlı-Noel saldırılarıyla Makarios, bu kez Kıbrısta tek halk vardır diyerek  , iki eşit ve egemen halkın kendi iradelerini kullanarak kabul ettikleri 1959 Zürih ve Londra  ve 16 Ağustos 1960 Lefkoşa Anlaşmaları hiçe sayılarak 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti  ortadan kaldırılmış ve Rum devletine dönüştürülmüştür. Makariosun hedefi   bu girişimiyle hedefi  Enosise giden yolu açmaktı !...

Daha gerilere gidecek olursak, 15 Ocak 1950de Rum Ortodoks Kilisesi önderliğinde Enosis amaçlı  olarak Kiliselerde Enosise ‘evet veya ‘hayır olarak 15 gün süreyle  oylama yapılmıştır.

4 Şubat 1950de İngiliz Valisine Plebisit sonuçları verilerek  Enosis istenir ve  konu 1954de Yunanistan vasıtasıyla BMe taşırken  “…Kıbrıs halkının  %96sı Enosis istiyor….Kıbrıs halkı self-determinasyon hakkını   bu yönde kullanmak istiyor…” derken Kıbrıs Türk halkı  dikkate alınmıyordu….

Ancak Kıbrıs Türk halkı ve anavatanımız Türkiye  o günde Kıbrısta dini, dili, ırkı, kültürü tamamen farklı iki ayrı halk vardır, diyordu.

19 Aralık 1956da İngiliz Sömürgeler Bakanı Lennox  Boyd İngiliz AVAM Kamarasında  yapmış olduğu konuşmada Self determinasyon hakkı verilecekse her iki halka ayrı ayrı verilmelidir ,  ‘Taksim de bir çözümdür diyordu.

İşte bundan dolayıdır ki yaşanan gelişmelerin ardından Kıbrıs Türk ve Rum halklarının  self-determinasyon hakları dikkate alınarak 1959 ve 1960  Anlaşmalarını  İngiltere, Yunanistan ve Türkiye yanında  Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderleri  imzalamışlardı.

Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası 16 Ağustos 1960da yürürlüğe girdi. Kıbrıs Cumhuriyeti  20 Eylül 1960 tarihinde iki eşit egemen halkın egemenliği ve bağımsızlığı  eşit paylaştığı  bir ortaklık devleti olarak BMdeki yerini alıyordu. Kıbrıs Cumhuriyeti, 1961 yılının baharında da İngiliz Milletler Topluluğuna  (Commonwealth) kabul ediliyordu.

Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulmasıyla  Kıbrıs Türk halkı güven ortamı sağlanacağı için rahatlamıştı. Ancak Rumlar Enosis gerçekleşmediği için huzursuzdular.   Dolayısıyla 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti barışı getirememişti. Makarios, 1959 Zürih ve Londra  Anlaşmalarını  ,  İngiliz Sömürge Yönetiminden kalan bir haksızlık olarak değerlendiriyordu.

Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 173.  Maddesinde yer alan başlıca 5 şehirde her iki toplumu temsil eden belediyelerin kurulması ve sınırlarının tespit edilmesi  Türkler tarafından desteklenirken Rumlar tarafından desteklenmiyordu. Makarios Türk Belediyeler Kanununu uygulamadı ve  bunun üzerine Türk tarafı Anayasa Mahkemesine başvurdu.   Anayasa Mahkemesi Türkler lehine karar verdi. Ama Rumların  bu karar üzerine uyguladıkları baskı üzerine  Anayasa Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. E.Forsthoff ve Sekreteri Dr. Heinze istifa etmek durumunda kaldılar. Böylece 1960 Anayasası çalışamaz duruma  geldi.

Kıbrıs Türk halkı self-determinasyon hakkını  13 Şubat 1975de Kıbrıs Türk Federe Devletini ve 15 Kasım 1983deKKTCni  ilan ederken  yine   kullanmıştır.  

Rumlar günümüzde  yeniden geçmişe dönerek  Kıbrısta  tek halk vardır diyor. Türkler, Ermeniler, Maronitler ve Lüzinyanlılar gibi azınlık bir Cemaat tır diyorlar.

1923de Lozan  Anlaşmasıyla kurulan bir Tük-Yunan dengesi vardır ve bu denge 1959-1960 Anlaşmalarıyla  devam ettirilmişti.

1963den beri  Rum-Yunan ikilisi bu dengeleri ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar. Kıbrıs Türk halkı self-determinasyon  hakkını kullanarak  kurduğu KKTC ile iç dengeyi korumuştur.  Ancak uluslar arası Anlaşmalara ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti  Anayasasına rağmen   Güney Kıbrıs ABne  1960 Kıbrıs Cumhuriyeti olarak üye olmuştur.

Ancak, BM Güvenlik Konseyinin 541(1983) ve 550 (1984) sayılı kararlarıyla Güney Kıbrıs Rum Yönetimini ‘sözde 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Kıbrısta “tek meşru hükümet” olarak tanımaları ve de ABnin 1 Mayıs 2004 itibarıyla Rum tarafının ABne tam üye yapmasıyla  bu dengeler bozulmuştur.

Rum-Yunan ikilisi Türkiyenin  AB üyeliğini engellemeye çalışıyorlar.  Kıbrısta tek halk vardır , önce  Kıbrıs Cumhuriyetinin egemenliğini kabul ediniz, Kıbrıs Cumhuriyetini tanıyınız diyorlar.  Kıbrıs sorununu sonra çözelim diyorlar. ‘sözde Kıbrıs Cumhuriyetini tanıdıktan sonra zaten geriye ne kalır ki!... Rumlar, Kıbrıs Türk halkını   Rumların öngördüğü  tek halkın içinde Azınlık bir “Cemaat” yapmak istiyorlar. Onlara göre gerisi kolay….

Bilinmelidir ki Kıbrıstaki Türk varlığı , azınlık değil en az Rumlar kadar self-determinasyon  hakkına sahip olan ve bu hakkını BM gözetiminde  defalarca  kullanan egemen bir halktır …..Tanınması gereken bir  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  vardır…..

 

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.