banner107
banner82

Kıbrıs Türk halkının hakları korunmalıdır


Metin FAHRİOĞLU

Metin FAHRİOĞLU

Okunma 10 Şubat 2016, 14:21

24 Nisan 2004 Annan  Planı dönemi  çok gerilerde kaldı. Ancak izleri  halen bizimle beraber!... Kıbrıs Türk halkı AB ve diğer büyük güçlerin baskıları ve anavatanımız Türkiyenin telkinlerine inanarak ve güvenerek ‘evet dedi.  Verilen sözler 12 yıldan beri tutulmadı ve Kıbrıs Türk halkı halen ambargolar ve izolasyonlar altında yaşamaktadır.

Şimdilerde Kıbrıs Türk halkının Annan Planına ‘evet demekten kaynaklanan sıkıntıları vardır!...  Kıbrıs Türk halkının  yeniden BM, AB ve diğer büyük güçlere inanması ve güvenmesi beklenemez, beklenmemelidir.Yıllar önce görevini fazlasıyla yerine getiren ve geleceğini tehlike altına alan Kıbrıs Türk halkı bir kez daha risk altına giremez , girmemelidir ve girmeyecektir….

Garantör devletlerden olan İngiltere ve  Yunanistan bugün AB üyesi iken Türkiye AB dışında yer almaktadır. Günümüzde Rum-Yunan ikilisi Enosis hayali içinde yaşarken  Kıbrıs Türk halkının  anavatanımız Türkiyenin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmesi beklenemez ve beklenmemelidir….

Kıbrıs Türk halkı olası bir referandumda bu kez ‘hayır dersem nelerle karşılaşabilirim diye de düşünmemelidir. Birleşik Federal  Kıbrıs gibi bir sistemde Kıbrıs Türk halkına yaşam hakkı ve iyi bir gelecek yoktur. Çocuklarının ve torunlarının geleceği adına Kıbrıs Türk halkının  hangi şart altına olursa olsun Birleşik  Federal Kıbrıs gibi  bir anlaşma için yapılacak bir referandumda ‘hayır demek boynunun borcudur….

Rum basınında yer alan  haberlere göre Rum liderliği  KKTC topraklarına 100 bin civarında Rum getirilmesinin hayali ile yaşıyor. Dahası;   Güzelyurt, Maraş başta olmak üzere Lefkoşa-Mağusa ana yolunun Güneyinde kalan toprakların  taviz olarak verilmesini istiyorlar, Karpazda Kanton bölge kurulmasını hedefliyorlar. Annan Planına “hayır” diyenler şimdilerde o günde verilen tavizleri elde bir tutarak yeni tavizler peşinde koşmakta ve bu arada   egemenliklerini Kıbrısın tümüne yayabilmenin yollarını aramaktadırlar!...

21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırıları günlerinde  Küçük    Kaymaklıdan 5500 kardeşimiz göçmen durumuna düşmüşlerdi. Bu insanlar Lefkoşa ve civarına sığınmak durumunda kalmışlardı.. Bir süre sonra  rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş Kleridesten soydaşlarımızın  evlerine dönmelerine izin verilmesini istemişti. Aldığı cevap çok açıktı!...Klerides: “…Küçük  Kaymaklı kan dökülerek alınmıştır, iade edilemez...” demişti. Umarım mesaj alınmıştır!….

Olası bir siyasi çözümde  1975 Cenevre  Mübadele Anlaşmasına rağmen  iki bölgelilik sulandırılmaya çalışılıyor. BM Genel Sekreterinin himayelerinde yapılan görüşmeler  sonucu bu anlaşmaları Kıbrıs Türk halkı adına KTFD  Rauf R. Denktaş ve Rumlar adına da Temsilciler Meclisi Başkanı Klerides imzalamışlardı. Bu anlaşmalara rağmen mevcut iki bölgelilik sulandırılmak istenmektedir… Hiçbir büyük güç KKTCni ve Türkiye Cumhuriyetini bu konuda da baskı altına alamaz, almaması gerekmektedir…

Mülkiyet konusu ancak global takas ve  tazminat yöntemiyle çözümlenmelidir. Her hangi bir durum ve şart altında ilk söz hakkının 1974deki  mülk sahibine  verilmesi durumunda iki bölgelilik ihlal edilmiş olacaktır. Rumların ilk etapta hedefleri mülkiyet konusudur, tüm göçmenlerin evlerine dönmesidir, AB normlarının uygulanmasıdır, “Garanti Anlaşmaları”nın  iptalidir.

Kıbrıs Türk halkı bu Adada adil ve kalıcı bir çözüm istiyor.  Bulunacak bir siyasi  çözüm, Kıbrıs Türk halkını mağdur etmemelidir, Kıbrıs Türk halkını savunmasız bırakmamalıdır, Kıbrıs Türk halkını yine göçe zorlamamalıdır….

1974 Barış Harekatından bu yana, Kıbrısta barış ve huzur vardır. Aradan geçen 42 yıllık sürede katliamlar yaşanmadığı gibi bir tek Türkün veya Rumun burnu bile kanamamıştır…Bu tarihi bir gerçektir. Kıbrıs Türk halkı bir kez daha  Kıbrısta insan haklarının ayaklar altına alındığı , ırkçı yaklaşımların olduğu bir ortamda yaşamak   istemiyor.

Günümüzde Kıbrısta , AB üyesi diye geçinen ‘sözde Kıbrıs Cumhuriyetinde   insan hakları ayaklar altına alınıyor  ve ırkçı  yaklaşımlar yer alıyor.  Rum  tarafında aile ortamında başlayan, Okullarda, Kiliselerde ve askeri kamplarda devam eden bir Türk düşmanlığı vardır.KKTCde ise gerek evlerde ve gerekse  okullarda Rum düşmanlığı aşılanmadığı gibi okul müfredatlarında  da bu tür yayınlara da yer  yoktur.

Sonuç olarak iki bölgeli , iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı söylemlerle bir yere varılamaz. Unutmayalım ki toplumsal egemenliğimizin, siyasal eşitliğimizin ve   self-determinasyon haklarımızın   olmadığı siyasi bir çözümde Kıbrıs Türk halkının sonu gelmiş demektir…

 

Federal Birleşik Kıbrıs gibi ne olduğu belirsiz siyasi biz çözümle beraber yok olup  gitmeden;  Uluslararası Hukuk göre tanınma hakkı olan  KKTC için tanınma istemeliyiz. Stratejimiz bu olmalıdır!...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.