escort bayan istanbul escort hd porn
banner255
banner82

İlkeli davranış


M. Erol EKENLEROĞLU

M. Erol EKENLEROĞLU

Okunma 08 Nisan 2019, 18:56

“ Kıbrıs Türk’ü gaflet uykusunda kendinden geçmiş bir halk değildir.Yapılan her doğru hareketi  tevil  ve tefsire kalkışan gazetelere hemen sırtını çevirebilecek muhakeme sahibi  kimselerdir. Sizler( İktidarda olanlar) tarafsız hareket ettikçe biliniz ki karşınızda ister muhalif, ister çekiştirmeciler bulunsun, hakikatler karşısında ağızlarını açamayacaklardır.” Dr. Fazıl Küçük 1973

 Kıbrıs’ta geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler tarafından, Kıbrıs Türk’leri ve Rum’ların kaynaşması ve kültürlerin ortak zeminde tanıtılması amaçlı Futbol maçı organizasyonu düzenlenmiştir. Nea Salamina ile MTG takımları arasında olacak maç uzlaşıldığı şekilde, BM’inin bulunduğu İngiliz üst bölgesi sayılan Pile’de yapılacaktı.Organizatörlerin ve Rum Lider Anastasiadis’in maçın ara bölgede oynanmasına hazır olduklarını ıfade etmelerine karşın, BM’ler yetkilileri, maçı taraflara sormadan Kıbrıs’ın Güneyinde  oynatma kararı aldılar.

Kıbrıs Türk’leri tarafından kabul edilemeyecek bu karara karşı,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  Cumhurbaşkanı Sn. Mustafa Akıncı tavrını net olarak ortaya koyup bu organizasyona katılmayacağını belirtmiş ve katılmamıştır.Sn. Akıncı’nın bu davranışı, doğru ve ilkelidir.                            Üzülerek belirtmeliyim ki  Sn. Akıncı’nın ilkeli olan bu davranışı bile KKTC’nde bazı kesimler tarafından tenkit edilmiştir. Bunu anlamak mümkün değildir. Tenkitlerin ağırlığı, Sn. Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı’na yatırım yaptığı yönünde olup insana el insaf dedirtmektedir.Sn. Akıncı’yı ilkeli davranışından dolayı kutluyorum ve devamını diliyorum. Doğru olanı da tenkit ederseniz, yanlışa yaptığınız tenkitlerin hiçbir önemi olmayacağı gibi inandırıcı da  olmayacaktır. Bende zaman  zaman Sn. Akıncı’yı  kendimce eleştiriyorum ama KKTC için yanlış gördüğüm konularda eleştirilerimi yapıyorum ve yazıyorum. Devletinizi ve Cumhurbaşkanınızı yok sayarak anlaşılmış bir karar değiştirilecek ve Cumhurbaşkanı’nın ilkeli davranışı eleştirilip tenkit edilecek olacak şey değil anlamakta zorlanıyorum.

İlkeli davranış karşısında bizlerin eleştireceği , Sn. Akıncı değil,BM’ler ve yetkilileri olmalıydı. Neden mi?

Organizatörler ve BM’ler maçın tarafsız bölgede (BM kontrolünde) yapılmasına karar vermişlerken, BM Genel Sekreterinin, Kıbrıs Özel temsilcisi Elizabeth Spehar’ın Barış Gücü’nün güvenliği sağlayamayacağı bahanesi  ile maçın yerini değiştirmesini  kabul etmemiz olanaklı değildir. Eğer Barış Gücü bu etkinliğin güvenliğini sağlayamayacaksa,  Ada’nın güvenliğini nasıl sağlayacaktır? Barış gücü’nün Ada’da ne işi vardır? Özel Temsilcinin bu açıklaması Barış Gücü’nün Ada’da maaş ve mevkii için bulunduğunun dünya kamuoyuna ilanıdır.1974 Barış Harekatı öncesi  Barış Gücü Ada’nın barış ve güvenliğini sağlayamadıysa,( Ada’nın güvenliğini ve barışını kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri sağlamıştır.) şimdi de tarih tekerrür etmiştir.

 Maçın oynanacağının kararlaştırıldığı Pile’deki Futbol sahasının, uluslararası ölçülerine göre olmadığı gerekçesi de çok komiktir ve kabul edilemeyecek bir  bahanedir. Bu maç resmi bir maç değil etkinlik statüsünde özel bir maçtır

Hal böyle iken bende BM’ler yetkililerine soruyorum; Güvenliğin Rum tarafında sağlanacağı kanaati sizlerde nasıl oluşmuştur? Önceki Türkiye ile olan resmi maçlarda güvenlik sağlanabilmiş midir?(Karşıyaka Pınar-Apoel basket maçı olayları ) tabiî ki hayır. Bu durumda,  her zaman güvenlikli olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu maçı neden oynatmadınız? Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu vardı. Maçın KKTC’de (Kuzey Kıbrıs’ta) oynanması daha doğru olmaz mıydı? Nerede kaldı sizin insan haklarınız? Spor, Kültür v.s, insanları bir araya getiren kırmızı çizgileri ortadan kaldıran, siyasetin yapamadığını  yapan  konular değil midir?

Buna benzer olaylar yaşandıkça çözüm için ister istemez  kalıp dışı düşünmenin zamanının geldiğini  düşünüyorum. Kıbrıs Türk’ünü azınlık olarak gören zihniyetle hiçbir zaman çözüme ulaşılamayacağı açıktır.Zaten Rum tarafı da kalıp dışı düşünülme zamanı geldiğini bilmektedir. Bunun için, son günlerde, Federasyon dışında çözüm olursa  Kıbrıs Türk’leri doğal gazdan vazgeçmiş olur diye uluslararası hukuka aykırı açıklamalar yaparak kalıp dışına çıkılmasına engel olmak istemektedir. Oysa gayet iyi biliyorlar ki Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş aşamasında kabul edilen garantiler, yalnızca bozulan idari sistemin bozulması ile alakalı değildir. O bakımdan, Kıbrıs Türk’lerinin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nden doğan hakları hiçbir şekilde ortadan kalkamaz. Kıbrıs Cumhuriyeti iki ortaklı eşit haklara sahip bir Cumhuriyet’tir. AB, tarafından Kıbrıs Türk’lerinin gasp edilen haklarının geri verilmesi gereken ortamda, Rum tarafının, Kıbrıs Türk’lerinin doğalgaz gibi haklarını kaybedeceğini söylemesi abesle iştigaldir. Yeri gelmişken KKTC Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay’ın KKTC Mehmetçik’de açıklamış olduğu konuya da değinmek istiyorum. Sayın Özersay “Son zamanlardaki GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi)’nin silahlanması detaylarından da anlaşılacağı üzere bahse konu adımlar savunma maksadını fazlasıyla aşan bir nitelik göstermektedir. Bu adımların yanı sıra Rum tarafına ABD’nin uygulamakta olduğu silah ambargosunu kaldırması yönünde GKRY bir takım girişimler yapmaktadır. Bununla ilgili Washington ziyaretimde bunu önlemeye yönelik diplomatik temaslar yaptım. Eğer ambargoyu kaldırırsanız GKRY’nin silahlanma faaliyeti daha da artacaktır ve ikitaraf arası gerginlik de artacaktır uyarısında bulundum. Rum tarafının bu eylemleri, hassas dengelerin bulunduğu adamız ve Doğu Akdeniz’deki güven ve huzur ortamını tehdit ederek güvensizlik ortamının yerleşmesine neden olacağı gibi, Ada’da iş birliğine dayalı bir ortaklık tesis edilmesi felsefesinin içeriğini de boşaltmak anlamına gelecektir” dedi. Bu açıklama, Ada’dan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çekilmesi veya gücünün azaltılması istekleri ile yukarıdaki girişimim nasıl çeliştiğini bizlere anlatmaktadır. Garantilerin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.     

Siyasi eşitlik iki egemen devlet arasında olur.Yunanistan Dış İşleri Bakanı Georgios  Katrugalos’un, T.C Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na söylediği  “Doğu Akdeniz’de Türk’lerinde hakkı vardır” açıklaması Uluslararası hukuk ve kurallarına göre gerçektir ve uyulmalıdır. Doğu Akdeniz’de Türkiye’siz hiçbir çözüm başarılı olamayacaktır.

                        Mutlu, sağlıklı, bilgili ve uyanık olalım.          

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.