banner107
banner82

Ürkütücü ikizlerin sıradışı hikayesi

banner27

Kardeşler arasındaki bağ bazen o kadar kuvvetlidir ki, biri diğerinin yansımasına benzeyebilir. Hele de bu kardeşler ikizse gözlemlenen bu durum daha yoğun gözlemlenebilir. June ve Jennifer kardeşlerin ürkütücü hikayesi insanı soru işaretlerine boğuyor.

banner210
Ürkütücü ikizlerin sıradışı hikayesi

banner192

 

1. 1963 Yılında Barbados’da Dünyaya Gelmiş June ve Jennifer Kardeşler, Tek Yumurta İkizleri.

 

June ve Jennifer kardeşlerin anneleri ev hanımı, babaları ise kraliyet hava kuvvetleri için çalışan bir teknisyen. Ve ikizler dünyaya geldikten sonra Gibbons ailesi, Galler’a taşınıyor.

2. Bu İkizler Doğumlarından İtibaren Etle Tırnak Gibi Birbirlerinden Hiç Ayrılmıyorlar; Hatta, Kendi Aralarında Kimsenin Anlayamadığı Özel Bir Dil Geliştiriyorlar. Bu Dile de “Cryptophasia” İsmini Veriyorlar

İkizlerin aralarında konuştuğu bu dili, çevrelerindeki kimse de anlayamıyor. Taşındıktan sonra gittikleri okulda, sadece kendilerinin siyahi olması, dışlanmalarına sebep olunca da, bu dil iyice kuvvetleniyor; giderek daha anlaşılmaz bir hal alıyor.

 

3. Bunlar da Yetmezmiş Gibi, Zaman İlerleyince Birbirlerinin Verdiği Anlık Tepkileri Bile Taklit Eder Hale Geliyor ve Adeta Birbirlerinin Aynası Oluyorlar.

Giderek aralarındaki bağ artan ikizler, en sonunda küçük kardeşleri Rose dışında hiç kimseyle konuşmamaya başlıyorlar.

4. Bu Gidişat Yüzünden, İkizler 14 Yaşlarına Geldiğinde, Terapistleri Onları Ayırma Kararı Alıyor ve İkisi de Farklı Yatılı Okullara Gönderiliyorlar.

 

Ancak nafile. Bu ayrılık bile onları başkalarıyla iletişim kurmaya itemiyor. Tekrar bir araya geldiklerinde, birkaç yıl boyunca odalarına kapanıp orada herkesten ve her şeyden izole bir yaşam sürüyorlar.

5. Hiçbir Şart Altında Başkalarıyla İletişim Kurmayan İkizler, En Sonunda Bir Karar Alıyorlar: “Eğer Bir gün, Birimiz Ölürse, Diğerimiz Normal Bir Hayat Yaşayacak ve Diğerleriyle Konuşacak.”

Gibbons ikizleri, kendilerini odaya kapattıkları dönemde, pembe dizi tadında birçok öykü yazıyorlar. Bu öyküleri bazen kardeşlerine sesli bir şekilde okudukları da oluyor… Zamanla bu işi ciddiye alan ikizler, posta ile çalışan bir yaratıcı yazarlık kursuna da katılıyorlar ve çeşitli romanlar yazıyorlar. Yazdıkları roman ve öykülerdeki korkutucu detaysa, karakterlerin oldukça tuhaf olan davranışları ve suça yatkınlıkları. Sonrasında bu romanları dergilerde bastırmak istiyorlar ama bu girişimleri başarısızlıkla sonuçlanıyor.

6. Bu Ürkütücü İkizlerin, İlerleyen Zamanlarda Birbirlerini Öldürme Teşebbüsleri de Oluyor… Biri Diğerini Radyo Kablosuyla Boğmaya; Diğeri ise İkizini Köprüden Atmaya Çalışıyor…

Jennifer ve June, daha sonra çeşitli suçlar işliyorlar ve 14 yıl boyunca kalacakları akıl hastanesine naklediliyorlar. Hastanede, yüksek dozda ilaç tedavisine maruz kaldıkları için Jennifer’da zamanla bizim “tik” dediğimiz kendini tekrarlayan istemsiz hareketler oluşuyor. Ardından kardeşlere verilen ilaçların dozu azaltılıyor; ki eskisi gibi öykü, roman yazabilsinler. Ancak ikizler yazma yeteneklerini çoktan kaybettikleri için, bir daha herhangi bir şey yazamıyorlar.

7. Akıl Hastanesine Kapatılan İkizler İçin Basın Organlarında “Dahi İkizler Konuşmuyorlar” Minvalinde Haberler Yapılıyor…

Tabii ki, asparagas bir haber değil bu. Hastanede yapılan zeka testlerinin referansıyla. Yani ikizler gerçekten de, çok zekiler. Bu haber sayesinde, haberi yapan Marjorie Wallece, ikizlerin tek arkadaşı oluyor.

8. Dediğimiz Gibi; İkizler Yıllar Önce Bir Anlaşma Yapmışlardı. İşte Sonunda o Anlaşmanın Günü Geliyor ve İkizler, Aralarından Birinin Ölmesi Gerektiğine Karar Veriyorlar…

Uzun uzun tartışmaların ardından da Jennifer, kendini öldürmeyi kabul ediyor. Hatta bu kararlarını, tek arkadaşları olan Wallace’ın kulağına şöyle fısıldıyor: “Marjorie, ben öleceğim. Karara vardık.”

9. 1993 Yılı Mart Ayında İkizler Başka Bir Hastaneye Transfer Edilirken, Yolculuk Sırasında Jennifer, June’un Omzunda Uyuyor.  Ancak Bir Daha Uyanmıyor.

Jennifer’i hemen hastaneye kaldırılıyor. Vücudunda hiçbir ilaç veya zehire rastlanmıyor.

10. Jennifer’ın Ölüm Sebebi, Kalbinde Oluşan Ani Bir Patlama Olarak Söyleniyor Ancak Bunun Nedeni de Hala Gizemini Koruyor…

İkizlerin tek arkadaşı Wallece ise Jennifer’ın ölümünden sonra June ile konuşuyor. June’ın söyledikleri ise gerçekten tüyler ürpertici:

“Bizler savaş yorgunlarıyız. Uzun bir savaştı ve sonunda birimiz bu kısır döngüyü sona erdirdi. Sonunda özgürüm. Onun karanlık gölgesinden kurtuldum. Nihayet Jennifer benim için hayatından vazgeçti.”

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.