banner107
banner82

“Finansman, çözümün gerçek kontrolü”

banner27

Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis, çözümün ekonomik boyutunun ne olduğunu tam olarak bilmediğini ancak bir numaranın, yeni düzenin yapılarının finansmanı, iki numaranın da mülkiyetteki tazminat ihtiyacı olduğunu söyledi

banner210
“Finansman, çözümün gerçek kontrolü”

banner192

Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis  “Başlıca muradımız,  çözümün finanse edilmesidir. Bunu araştırıyoruz. Uluslar arası finans örgütleriyle işbirliği içerisindeyiz ancak henüz tatmin edici cevap aldığımızı söyleyemem” dedi. 
Mavroyannis, Haftalık Kathimerini’ye verdiği özel röportajda, çözümün finansmanını “litmus test” ve “çözümün reality check”i ifadeleriyle tanımladı.

Andreas Mavroyannis, çözümün ekonomik boyutunun ne olduğunu tam olarak bilmediğini ancak bir numaranın, yeni düzenin yapılarının finansmanı, iki numaranın da mülkiyetteki tazminat ihtiyacı olduğunu söyledi. 

ON MİLYARLARDAN SÖZ EDİLİYOR
Mavroyannis özetle şunları ekledi:
“Mülkiyet hakkı tanındı ve uzlaşıldı. Mümkün olan yerlerde öncelikle mülkün yeniden inşası ve yeniden iskanını istiyoruz. Ancak alternatif çarelerden biri olarak tazminat, toprakla ilgili değiştirilemez olgulardan, inkişaflardan, iyileştirmelerden ve kamu yararına kullanımdan dolayı kaçınılmaz olarak geniş ölçekte finanse edilecek. Tazminat için büyük bedellerden, on milyarlardan söz ediliyor ama detay veremem ancak gelip bu bedeli karşılayacak bir tanrı kulu yok. Dış finans çalışmaları çok çabuk sınıra ulaşıyor ve yeterli değil. Tazminat yerine tercih edilecek alternatif yöntemler, alternatif finans metotları bulmaya çalışıyoruz.  Kamu borcunun hesapsız artmasıyla bir ülkenin ve insanlarının geleceğinin ipotek altına alınmasının bir manası yok. Unutmayın ki yüzde 100 dolayında bir kamu borcumuz var ve bu yüzde 300 olamaz. Yarının perspektiflerini mahvederiz.”

Mavroyannis, meselenin çok kapsamlı olduğunu,  bela olarak görünen dış finansmanın, borçlanmadan söz edildiğinde bile halen kısıtlı olduğunu anlattı. Bu konuda başka bazı fikirler bulunduğunu ancak bunların hiçbirinin tek başına meseleyi çözmeyeceğini söyleyen Mavroyannis, “Bu boyutun çözüm yolunda durmayacağını umuyoruz ancak düzenlenmesi gereken çok önemli bir meseledir” dedi.
Daha yeniden inşa, altyapı, federal yapıların kurulması, işletilmesi ve benzeri maliyetleri de bulunduğunu ancak bunların daha kolay finanse edilebileceğini kaydeden Mavroyannis, çözümün ilk gün ekonomisinin ihtiyaçlarını da ekledi. 

“TOPARLANMA DÖNEMİNİ  BİZ İSTEMEDİK, DAYATMADIR” İDDİASI
Mavroyannis, Kıbrıs müzakerelerinde içinde bulunulan dönemin “toparlanma dönemini” olarak nitelenmesini de eleştirerek, “Ben buna dayatılmış toparlanma dönemi diyorum. Bunu bizim taraf istemedi.  Gerçekte herhangi bir hedefe hizmet ettiğini zannetmiyoruz. Zafiyet karşısında başka bir şey bulmak için böyle adlandırılıyor ancak bunu gerçek şartlarıyla yaşıyoruz” dedi. 
Rum tarafının, müzakerelerin devamını istediğini, bunun için çalıştığını savunan Mavroyannis, “İkna edilmesi gereken öteki taraftır. Usulün ne olacağında uzlaşmamız gerek” ifadesini kullandı. 
Türk tarafının “müzakerelerin son bulduğu ve B planı istediği” görüşünde olduğunu kaydeden Mavroyannis, BM parametrelerinin devamı ve BM Genel Sekreteri’nin raporunda iyi niyet misyonunun devamıyla Guterres maddelerinin müzakerelere özlü ivme katabileceği ifadelerinin yer almasının kendilerinin başarısı olduğunu iddia etti.

Crans Montana’da şekillenen durumu “basit bir teknik kopuş değil, özlü bir çıkmaz alametiydi” şeklinde niteleyen Mavroyannis, “Şimdi çıkıp kimse, olası bir çözümün, bizim tarafın tatmin edilmesini beklediği unsurları içermeyeceğini söyleyemez” dedi.

Mavroyannis, Rum tarafının bugüne kadar yönetim ve diğer iç yönlerde verecek daha çok şeyi olduğuna inanıp, garantilerin kaldırılması, askerlerin gitmesi gibi geriye kalan konularda almayı beklediğine işaret ederek, “Aksi halde çözüm olamaz. Bunlar Kıbrıs sorununun sabitleridir. Bu meselelerde tavır değiştirmek zorundadırlar. Olmazsa olmaz” dedi. 

Andreas Mavroyannis, bu sözlerinin gerçekçi olup olmadığı sorulduğunda, hiçbir şeyin kolay olmadığını belirterek, “İlk kez Türkiye’yi müzakere masasında karşılarına oturtup, müzakere ettiklerini ve bir BM Genel Sekreteri’nin ilk kez 21’inci yüzyılda Kıbrıs gibi bir ülkede garantiler ve müdahale hakkı olmasının mantıklı bulmadığını” hatırlattı.

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.