banner107
banner82

Görüşmeler hakkında halkımız aydınlatılmalı


Orhan Aydeniz

Orhan Aydeniz

Okunma 07 Temmuz 2015, 14:48

Kıbrısta Türk varlığının sürdürülebilmesi için, Toplumlararası çözüm görüşmelerinde yakın tarihimizde yaşanan acı olaylar kesinlikle göz ardı edilmemeli.

Federasyon, Annan planı veya 1960 anlaşması benzeri bir çözümü kabul etmemiz durumunda,Rumlar aynen 1963te olduğu gibi, ortaklık yönetiminin yürütülemediğini ileri sürerek, bizi yine devletten dışlayacak.

Garanti anlaşması olsa bile bu kez Türkiye, Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye askeri müdahalede bulunup haklarımızı koruyamayacak. 1963te olduğu gibi Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve uluslararası toplum da yine sadece Rumların denetiminde ve Rumlardan oluşacak yönetimi tanıyacak.Biz de azınlık durumuna düşürüleceğiz. Yunanistan ve adalardaki Türkler gibi, adadan göç etmek zorunda kalacağız.

Yaşanan dönemde İrakın Kerkük, Musul,Telafer gibi Türk sınırları dışında kalan eski Türk yerleşim yerlerinde kalan soydaşlarımızın önce Saddam,şimdi de Kürtler ile İŞİD tarafından katledilmesi, Türkiyenin sınırları dışında kalmanın ve koruması altında bulunmamanın ne kadar zor,acı ve tehlikeli olduğunun açık kanıtıdır.

Anavatanın kara suları içinde bulunan Rodos adasının Yunanistanın eline geçmesi Kıbrısın da Rumların dolayısı ile Yunanistanın egemenliği altına girmesi durumunda, başımıza gelecek olanları açık bir şekilde göstermektedir.

Halen Leymosunda yaşayan Türklere Kıbrıs Cumhuriyeti olduğu kabul edilen güneydeki yönetimin, anayasal hak olan kendi dilinde eğitim hakkını bile tanımaması,Ruma yamalanmamızı sağlamaya çalışanların, ne kadar zararlı,tehlikeli ve hatalı bir yolda olduğunu kanıtlamaktadır.

Yakın geçmişte Hatayda yaşayan Türkler de anavatanla birleşmeyip Misaki –Milli hudutları dışında kalsaydı,bu gün ayni Halep ve Humus gibi eski Türk kentlerinde yaşayan soydaşlarımız gibi perişan olacaktı.

Teorik olarak Avrupa Birliği üyesi bir ülkede özgürlüklerin kısıtlanamaması ve azınlıklara baskı yapılamaması gerektiği halde, Batı Trakyada yaşayan soydaşlarımızın Türk kimliklerini kullanmalarına bile izin verilmemekte ve dini liderlerini seçmeleri engellenmektedir.Liderleri ise düzmece kaza süsü verilerek katledilebilmektedir.

Ülkemizde bazı kişiler, geçmişin dikkate alınması gerektiğini ileri sürenleri de geçmişe takılıp kalan ve geçmişte yaşayanlar olarak suçlamaktadır.

Fakat geçmişte yaşananlardan ders alınmaması durumunda, benzeri felaketlerle yeniden karşılaşabileceğimiz de dikkate alınmalı.

Özellikle güneydeki yöneticilerin açıklamaları,komşularımızın adanın tümüne egemen olmak idealinden zerre kadar gerilemediklerini kanıtlamaktadır.

Güneydeki Akademisyenlerin bile Rum yönetiminin egemenliğini tanımayan Kıbrıs Türklerinin Kıbrıs Cumhuriyeti haklarından yararlandırılmaması ve cezalandırılmasını istemeleri,ayrıca Rum Ticaret Odası başkanının kuzeyde petrol depolama tesisi yatırımı yapılmasını engellediklerini övünerek açıklaması, bize bakış açılarının hiç de dostça olmadığını göstermiyor mu?

Geçmişte ve yaşanan dönemdeki gerçeklere rağmen, hala daha kendi devletimizden ve anavatanın fiili koruması koşulundan vazgeçmemizin savunulmasını haklı gösterecek kabul edilebilir bir gerekçe var mı?

Halen sürdürülmekte olan görüşmelerde sırf yabancıların takdirini kazanmak ve sözde barış ve çözüm yanlısı görünmek amacı ile, Anavatanın fiili garantisinden ve devletimizden vazgeçmemiz, Rum çoğunlukla birleşmemiz,tek egemenlik,tek uluslararası kimlik, tek vatandaşlık ilkelerini kabul etmemiz,bu topraklarda itilip kakılan ve aşağılanan 3.sınıf bir azınlık olmamıza yol açacaktır.Böyle bir anlaşmayı da Türklerin referandumda kabul etmeyeceği aşikardır.

 

Yabancı kaynaklardan elde edilen bilgiler, görüşmelerde Rum tezlerinin kabul edildiği endişesine, huzursuzluğa ve görüşmecilerimize karşı ciddi güven bunalımına sebep olmaktadır. Bu nedenle, görüşmelerle ilgili gerçekler halkımıza anlatılmalıdır. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.