banner107
banner82

Dr. Fazıl Küçük’ün Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki halka seslenişi

banner27

Aşağıda sunulan konuşma metni Dr. Fazıl KÜÇÜK’ün kişisel arşivinden alınmıştır.

banner210
Dr. Fazıl Küçük’ün Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki halka seslenişi

banner192

 

    Bu konuşma, Dr. Fazıl KÜÇÜK’ün 3 Aralık 1959 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Muavini ilân edildiği günün akşamı, saat 18.00’de Atatürk Meydanı’nda halka, öğrencilere ve izcilere yapılmıştı. Yakın tarihe ışık tutan konuşma metni Halkın Sesi gazetesinin 4 Aralık 1959 tarihli sayısında da yayınlanmıştı.
    “23 seneden beri Kıbrıs’ta Türklerin her mücadelesine atılmış naçiz bir insan olarak bugün bana karşı muhalif çıkarmaksızın Reisicumhur Muavinliğine seçmiş bulunan kardeşlerime sonsuz minnet ve şükranlarımı sunmakla bahtiyarım. 23 senelik mücadelemizde muvaffak olmuşsak; bu muvaffakiyetin sırrı, Kıbrıs Türklerinin yüksek ruhluluğunda, fedakârlığında ve kendi kendine olan emniyet ve itimatda aranmalıdır. Çok acı günler geçirdik... Ümitsizliğe düştüğümüz anlar oldu. Bütün dünyanın, Kıbrıs Türklerinin feryadına karşı kulaklarını tıkamış, Kıbrıs Türklerinin bu tarihi topraklarda mevcut haklarına gözlerini kapamış olduğu vahim ve korkunç anlar geçirdik. Bütün imkânsızlıklara rağmen kendi kendimizden ümidi kesmedik, Anavatan’a bağlı kaldık ve mücadelemize yılmadan devam ettik. Baş eğmedik; haklarımızı almak isteyenlere yüz vermedik. Irkımıza has, feragat ve cesaretle, Türk’e has azimle yolumuza devam ettik.
    Zurih ve Londra Anlaşmaları Kıbrıs Türk Cemaatının imzasını koymuş olduğu bir mukaveledir. Bu mukavele tahdinde (şartlarına göre) Kıbrıs’taki vaziyetimiz tayin edilmiş oluyor. Biz burada, Kıbrıs’ın idaresinde yetkili ortaklar olarak söz sahibi olmuş bulunuyoruz. Bu karşılıklı mukavele, iki cemaatın birbirlerinin haklarına hürmet etmesine ve birbirine Kıbrıs’ta hür ve serbest yaşama hakkını tanımasına dayanır. Bu mukavele ile Kıbrıs’ta Türkiye’nin hak ve hukuku da beynelmilel bir şekilde tayin ve tespit edilmiş oluyor. Emniyetimiz, insan haklarımız, yaşama, çalışma serbestimiz Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantisi altına alınmıştır. Bundan böyle, bizim için “istikbalimiz ne olacak” diye endişe etmek yoktur; çünkü istikbalimiz de garanti altına alınmıştır. Türk cemaatı haksızlığa uğramayacaktır. Çünkü anayasa altında haksızlık memnu, tarafgirlik yasak olacak ve bütün haklarımızı koruyacak Anayasa Mahkemesi kurulacaktır. Biz bu mukaveleye sadık kalmak azmini her fırsatta ispat ettik ve sözünde durarak imzamıza hürmet edeceğiz; fakat ileride bazı müfrit Rum politikacılarının çıkarması muhtemel olan hadiselere de temas etmek yerinde olur. Eğer bunlar, bu mukaveleyi bozarak sırf Rum emellerine hizmet eden ve Türkleri hiçe sayan hal çareleri aramak yoluna gidecek olurlar ve mukaveleyi bozarlarsa Kıbrıs Türkü Zurih’ten evvelki davasına hemen dönmek ve bunun tahakkuku için gerekeni yapmak hakkını mahfuz tutacaktır.
    Cemaat meclisleri cemaat haklarımızın hudutları dahilinde cemaatimizi yükseltmek için elden gelen her şeyi yapacak, başkalarının bu işlerimize müdahale hakkı olmayacaktır. Kendi işlerimizde tam istiklâl kazanmış durumdayız. Bu mevzularda mali sıkıntı çekeceğimizi düşünerek endişe edenler de vardır. Biz bu endişeyi paylaşmıyoruz. Her bakımdan takviye göreceğimize inanıyoruz; az zamanda her müşkilimizi yenerek çalışan bir mekanizma meydana getireceğimize kat’i itimadım vardır.
    Yeni hayat şartları altında Kıbrıs Türkleri müreffeh olacaktır. Buna kat’iyetle eminim. 81 senelik koloni idaresinde her türlü baskıya rağmen benliğini muhafaza etmesini bilmiş olan Kıbrıs Türkü Ada hürriyete erdikten sonra, çok müsait şartlar altında, erken bir zamanda yükselecek, saadete kavuşacaktır. Kıbrıs Türkü son senelerde göstermiş olduğu birlik ve beraberliği idame ettirir, son zamanlardaki ileri atılma hamlelerine devam eder ve çalışırsa Kıbrıs’ta tam bir refaha kavuşacaktır. Biz, Kıbrıs’ta 27 milyon Türk’ün bir parçası olarak, büyük hamlelerimizi 27 milyonu göz önünde tutarak yapabiliriz. İktisadi ve ticari hayatımızı buna göre ayarlayacağız. Sosyal kalkınma programımız bu nispette geniş olacak ve işçi sınıfının en erken bir zamanda emin şartlar altında çalıştığını görmek için elden geleni yapacağız.
    Zürih Anlaşması, anayasa ve Kıbrıs etrafında aktedilmiş olan beynelmilel anlaşmalar bize bu fırsat ve imkânları vermektedir. Yeter ki biz bunları kullanmasını bilelim, yeter ki birbirimize düşerek, ikilik ve particilik yaratarak kendi kendimizi içimizden parçalayıp zayıflatmayalım. İktisadi sahalarda olduğu kadar maarif sahasında da süratle yükselmek için elden gelen her şey yapılacaktır. Disiplinli, kültürlü, milli harsı tam kuvvetli bir gençlik yaratacağız. Öğretmenlerimiz Kıbrıs’ın sathında milli kültürü, iktisadi kalkınma programını yayan ve tatbik eden öncüler olacaktır. Onların tuttuğu meş’ale Kıbrıs Türküne en doğru yolu gösterecektir. Kooperatifçilik yolu ile bütün müşküllerimizi halletmeğe çalışacağız. Muhtaç olduğumuz krediyi temin için elden gelen her imkâna baş vuracağız. İşçi ve çiftçi davası önümüzdeki ilk devrenin başta gelen davasıdır. Maarif davamız bunlarla at başı giden davalardan olacaktır. Bütün bunlar yanında muhacirlere yardım ve diğer sosyal hamleler Cemaat Meclisinin programı dahiline girecektir. Kıbrıs’ın bütün Kıbrıslılar için mes’ut ve barışçı bir yuva olmasına çalışırken, bu yuvanın bir kolu olan Kıbrıs Türklerini her bakımdan kuvvetlendirmek için elden gelen her şey yapılacaktır. Cemaat işlerinde feragatle ve dirayetle çalışacak arkadaşlar seçeceğiz. Yükselme yolunda korkmadan ilerleyeceğiz. Müşterek sıkıntı ve acılar baş gösterirse son dört sene zarfında karşılaştığımız müşkülleri yendiğimiz iman ve güvenle bunları da yenmesini bileceğiz.
    Kıbrıs Türklerine iyi bir istikbal vadetmek bahtiyarlığı içindeyiz, fakat bunu büyük bir şarta bağlıyorum: Bu şart, yorulmak bilmeden çalışmak, didinmek ve yine çalışmaktır. Çiftçimiz tarlasında, işçimiz işinde, münevverimiz kendi sahası dahilinde ve çocuklarımız mekteplerinde durmadan-dinlenmeden çalışmak mecburiyetindedir. Çalışacağız, atalarımızdan yadigâr kalan bu topraklarda Türklüğe yakışır bir hayat sürmek için elden gelen her şeyi son nefesimize kadar yapacağız. Bizden sonra gelecek olan çocuklarımıza mes’ut ve her bakımdan emniyette olan bir Kıbrıs bırakacağız. Bu Kıbrıs’ta Türk kültürü, Türkiye’ye bağlılık normal şeyler olacak. 81 senenin baskısından kurtulan Kıbrıs Türkü bu seneler zarfında kaybettiğini kısa bir zamanda kazanmak gayesiyle hızla ileriye atılacaktır. Buna eminim. Çünkü etrafımızda, en karanlık günlerde bize inanan ve itimat ettiğimiz aynı fedakâr, temiz ve kahraman kitle vardır.”
 

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.