banner107
banner82

Deliliğin sınırında 3


Uz. Öztül ÖZERDEM

Uz. Öztül ÖZERDEM

Okunma 13 Haziran 2015, 21:48

 

İnsanın doğasını anlamak hiç de zor değil. Biraz eğitim biraz çaba. Ruh sağlığı yerinde olan insanın özelliklerini öğrenmek, bunların ne kadarına sahip olduğumuzu görmek, gelişim içeren değişimi yaşamak ve yaşatmak aslında hiç zor değil. Kendimizi tanımak  ve kabul etmek kendimizi geliştirme, yaşama etkin bir biçimde katılma açısından son derece önemlidir. Bu nedenle olumsuz özelliklerimizi de çok iyi tanıyıp kendi farkındalığımıza getirme cesaretini göstermek bir noktada çözümü yakalamaya yaklaşmaktır. Gerisi sadece değişimi istemeye ve kendi çabamıza kalmıştır. Söz konusu olumsuz özelliklerimizin bizi gizli bir şekilde etkilemesine izin vermek yerine, tarafımızdan en ince noktasına kadar tanınıp ne yaptığını bilen vatandaşlar haline gelmek gerçekten de o kadar da zor değildir. Biraz kendimize dönmek, biraz kendimizi izlemek ve biraz da yüzleşmek.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel unsur üretimdir. Her canlı doğanın ona sunduklarını ihtiyaçları doğrultusunda tüketmektedir. Oysa insan ihtiyaçlarını kendi yaratımıyla yani üretimiyle gidermektedir.

Üretken olmak (ki değiliz) ruh sağlığımız açısından da çok önemli bir unsurdur. Özellikle toplum olarak bir yerlere gelmek hedefimiz varsa (ki bütünde yok) bu bir o kadar daha da önem arzetmektedir. Toplumsal bilinçlilik ve çaba üretkenliği kendiliğinden ortaya çıkarır görüşünü taşımaktayım. Bizler uzun, çok uzun yıllardır uyuduk ve uyutulduk ve ekonomik kazanımlarla avunup günü kurtarma çalışmaları ile kendimizi tükettik, tükendik en sonunda ise “mış” gibi yaşamı doğal yaşamımıza çevirip sıkıca buna tutunduk. Arada birileri uyanınca kafasına sopaları indirdik var gücümüzle ki suskunluğun denizinden çıkamasın. Politikalarımızı da birbirimizi daha da yıpratma ve Türklüğümüzü de sorgulama üzerine kurduk. Yıllarca adada iki toplumlu barış isteyenleri gavur ilan ettik. İçteki gavurlar, dıştaki gavurlar. Türkiyeyi isteyenler ve istemeyenler. Nereden çıktı şimdi bu? Ama seçimler hep böyle milli duygularla oynanarak kazanıldı. Türkiye hep vardı ve garantördü. Gerekeni de yaptı. Hep de olacaktır. Böylelikle Türklüğümüzü bile ikiye ayırmış olduk. Ben Türküm peki ya sen? Ben Kıbrıslıyım yok hayır ben Kıbrıs Türküyüm. Vatanım Kıbrıs. Azerbaycanda , Bulgaristanda da yaşayan Türkler var, vatanları belli. Bizimki de belli. Kıbrıs Cumhuriyeti barış dolu çalışsa da ileriki zamanlarda ben Kıbrısta yaşayan iki halktan biri olan Kıbrıs Türküyüm.  Kimse benim Türklüğümü alacak değildi ki. Anlayamadı zihniyet ya da anlattırılamadı. Böyle münasip görüldü. Türkiye kurulmasına bizzat katkı koyduğu, sözde tanıdığı cumhuriyeti aslında özde önce kendi tanımadı. Prosedür böyleydi. Biz hangi toprak üzerinde yaşarsak yaşayalım Türküz. Aynı bayrak için savaştık aynı bayrak için var olduk. Aynı milli duygularla içimiz titredi her zaman.  Biz hangi geliştirici, ileriye taşıyıcı zihniyetle, hangi düşüncede  illa ki ayırdık bizi bizden? Ama yıllarca buna dikkat çekildi de toplumumuzu Kıbrıs Türkünü ileriye götürecek planlar bir şekilde akla gelmedi. Sanki sanal bir ortamda yeni bir oyun yazılımı programlandı. Bu yazılımda türlü tuzaklar vardı. Biri de memur zihniyetiydi. Memurlara laf atmıyorum. Kastettiğim  sistemin yarattığı üretemeyen, beyinleri dumura uğramış insanların yaşam tarzı. Kırk yılda kendimizi dayanılmaz bir cazibeyle anlaşılamayan bir biçimde ciddi bir yok ediş. Gerçi bazı şeyler bazı şeylerle yer değiştirdi. Örneğin fabrikalar kapatıldı ama yerine gece kulüpleri ile kumarhaneler açıldı. Üretmeyen el üstünde tutulurken üreten görmezden gelindi. Güzel sesler duyulmadı, gürültü içinde kayboldu. Yaratılan ortam sahtekarlıkları taçlandırdı. Yani bu oyun sanki bizim zekamızla dalga geçti.

Oysa  kendimize ve toplumumuza duyduğumuz sevgi ve saygıdan dolayı kendimizden kaçmamalı, hazıra konmamalıydık. Nereden geldiğimizi ve nereye varmamız gerektiğini bilebilmeliydik. Kendi yeteneklerimizi yadsımamalı, onlara sahip çıkmalıydık. Yeteneklerimizi üretime feda etmeliydik. Böylelikle yaşamdan haz alır, ruhumuzu coşturur, kendi içimizin de barışını sağlardık. Zaten kendiyle barış içinde olan insan yaşama bizzat katılan, onunla akan insan değil midir?

 

Devam edecek…  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.