escort bayan istanbul escort hd porn
banner255
banner69
banner82

NASA’nın korkutan iklim raporu

banner27

Küresel ısınma ve sonuçları konusunda tartışmalar devam ede dursun, doğa her zaman olduğu gibi kendini dengelemenin bir yolunu buluyor. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi tarafından yayınlanan yeni iklim raporuna göre, gezegenimiz Mini Buzul Çağı’na giriyor. Detaylarına hep birlikte bakalım.

NASA’nın korkutan iklim raporu

banner267

Rekor soğuklar bekleniyor

NASA (Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi) tarafından yayınlanan yeni iklim araştırması raporuna göre 18’inci yüzyılda görülen ‘Mini Buzul Çağı tekrar yaşanabilir. Uzmanlara göre “Süreç böyle devam ederse, birkaç ay içinde Uzay Çağı’nın rekor soğuklarına hazırlıklı olmalıyız.”

 NASA’nın Yeni Ä°klim Raporu’ndan: Gezegenimiz Mini Buzul Çağı’na Giriyor

Uzay Çağı, Mini Buzul Çağı olarak anılacak


Raporda 2018 yazını rekor sıcaklıklarla geçiren gezegenimizin bu kış tarihi bir soğuk yaşayacağı belirtiliyor. İçinde bulunduğumuz Uzay Çağı’nın “Mini Buzul Çağı” olarak anılmasına yol açacak kadar etkili olabileceği söylenen soğukların sebebi ise termosferin soğuyup daralması. Güneş’in en dış katmanında oluşan güneş lekelerini ve Dünya’yı çevreleyen en üst atmosfer tabakası olan termosferi inceleyen uzmanlar güneş lekelerinin kaydedilmiş en düşük seviyede olduğunu belirledi. İklim koşullarında belirleyici rol oynayan ve 11 yıllık dönemler içerisinde azalıp artan güneş lekelerinin az gözlenmesi veya hiç gözlenmemesi Dünya’nın sıcaklık seviyesini etkiliyor. Güneş’te buna benzer bir uyku evresi 18. Yüzyılda kaydedilmiş ve o dönem tarihe “Mini Buzul Çağı” olarak geçmiş.

Gezegenimiz bu yıldan itibaren Mini Buzul Çağı’na giriyor

mini buzul çağı ile ilgili görsel sonucu
Daha önce yayınlanan raporlarda 2020 – 2030 yılları arasında yaşanması beklenen bu aşırı soğuk dönem, NASA’nın yeni araştırmasında çıkan sonuçlara göre daha da öne çekildi. NASA’ya göre bu kış itibariyle gezegenimiz bir Mini Buzul Çağı’na giriyor. Bu dönemde başlayan soğumanın 2030’lu yıllara kadar artarak devam edeceği tahmin ediliyor.

Güneş eskisi kadar verimli değil


Küresel ısınma son dönemde NASA üzerine en çok mesai harcadığı konuların başında geliyor. Dr. Tony Philips ve Kıdemli Araştırma Bilimcisi Martin Mlynczak tarafından yapılan araştırma sonucunda Güneş’in eskisi kadar verimli olmadığı ve bu etkilerin gitgide hissedilmeye başlanacağı belirtildi. Dünya’mızın karşı karşıya olduğu tehlikenin boyutunu gözler önüne sermek için geçen yıl 1880’den günümüze olan iklim değişikliğini ve sonuçlarını gözler önüne seren materyalleri yayınlayan NASA’nın Kıdemli Araştırma Bilimcisi Martin Mlynczak nitrik oksit seviyesinin olması gerektiğinden 10 kat kadar daha düşük olduğunu belirtiyor ve yakın zamanda çağımızın rekor soğuklarının görülme ihtimalinin bulunduğunu ancak bunun gerçekleşmesi için yeterli seviyenin birkaç ay içinde oluşabileceğini söylüyor.

Sera gazları küresel ısınmayı arttırıyor


Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Köse dünyada beklenen mini buzul çağı, küresel iklim değişikliği ve Türkiye’de yaşanan meteorolojik afetlerle ilgili soruları yanıtladı ve doğayı kirleten sera gazlarının küresel ısınmayı arttırdığını söyledi. Hava sıcaklıklarının 1960 öncesine göre 2 dereceye kadar arttığını ve bu artışın buzulları erittiğini ve bu durumun iklim koşulları üzerindeki olumsuz etkilerini anlatan Köse, Türkiye’de İstanbul başta olmak üzere yurt genelinde yaşanan beklenmedik ve mevsim dışı hava şartlarına dikkat çekti. Dünyada iklim değişikliğinin sebep olduğu afetlerden yaklaşık her yıl ortalama 410 milyon insanın etkilendiğini, 7 bin 600 civarında insanın yaşamını yitirdiğini, ayrıca doğal kaynaklı afetlerin yüzde 6’sının can kaybına, yüzde 16’sının ise yaralanmalara neden olduğunu ifade eden Köse, dünyanın dört bir yanında şiddetli yağışların ve tayfunların sayılarının arttığını belirtti.

Türkiye’nin ikimi de değişiyor


Son yıllarda afetlerin şiddetindeki artışlar nedeniyle artık Türkiye’nin birçok yerinde özellikle Anamur ve Antalya arasında, Ege ve Karadeniz kıyılarında, İstanbul çevresinde hortum hadiselerinde artış yaşandığını vurgulayan Köse’ye göre Türkiye’nin iklim kuşağı da değişmeye başladı ve tropikal iklime doğru bir gidişat söz konusu.

”Mini Buzul Çağı’yla doğa kendini dengelemeye çalışacak”


“1500’lü yıllarda insanoğlu güneş patlamalarını fark ederek, bunu gözlemleyip kayıt altına almaya başlıyor. O yıllardan bugüne tutulan kayıtlara göre, geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir makalede, önümüzdeki 2020 ile 2030 yılları arasında, 1645 ile 1715’teki gibi mini buzul çağına benzer güneş lekelerinde azalmanın olduğu tespit ediliyor. Bunun tutarlılığı da yüzde 93. İngiltere’de bir üniversitedeki model çalışması da bunu destekliyor. Bu şekilde devam ederse 2020 ile 2030 yılları arasında dünyanın büyük bir bölümünde yeniden mini bir buzul çağı yaşanabilir. Esasında bu beni sevindiriyor. Bu senaryo gerçekleşirse, mini buzul çağı küresel ısınmayı yavaşlatabilir çünkü küresel ısınmayı insanoğlu olarak durduramıyoruz ancak doğa kendini mini buzul çağıyla dengelemeye çalışacak.”

Kış erken gelip geç bitecek


Köse, küresel ısınmayla sıcaklığın 2 derece kadar yükseldiğini insanların da buna çabuk adapte olduğunu ancak mini buzul çağında sıcaklığın eksi 1-2 dereceye düşeceğini ve bu soğuk havalara insanların olmasa da nesli tükenmekte olan bazı hayvanların ve bazı bitki türlerinin uyum sağlayamayacağı konusunda uyarıyor. “Küresel ısınmayla ilerleyen süreçte Karadeniz’in büyük bölümünde, İstanbul’da da deniz sezonu 4-5 ay sürecek, hatta narenciye yetişecek belki de. Buzul çağıyla beraber ise bitki örtüsü gerilemeye başlayacak. Konya’da belki buğday yetişemeyecek. Son 15-20 yılda sonbahar ve ilkbaharda 25 güne varan düşüşler görülüyor. Yaz mevsimi geçmiş yıllara göre uzadı. Mini buzul çağında bunun tersini düşünmek gerekir. İstanbul’da kış mevsimi aralık ayında başlıyor, mart sonunda da bitiyor. Mini Buzul Çağı yaşanmaya başladıkça kış mevsimi daha erken, kasım gibi başlayacak, nisan ortasına kadar sarkacak. İstanbul’un ortalama kar yağışlı gün sayısı 15 iken o dönemde bu sayı 30 güne çıkabilir. Kışla mücadeleye harcanan emek ve zaman, hatta harcanan maddiyat daha da artabilir. Deniz sezonu azalacak. Ancak Doğu Anadolu Bölgesi, Karadeniz’in yüksek kesimlerinde, Toros Dağları’nın yüksek bölgelerinde kar yıl boyunca hiç erimeyebilir.”

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.