banner107
banner82
banner147

Sosyal Medyanın Sesi

banner27

Sosyal Medyanın Sesi

banner192

Saat 13.45, Girne - Lefkoşa yolu, Gönyeli çemberinden 3 km öncesi...
Hıyarın biri sigarasını atmış, refüjdeki otlar tutuşmuş yanıyor, polis yolu kesmiş, itfaiye söndürmeye çalışıyor... 20-30 arabalık bir kuyruk, Z plakalı bir "Turist" fırsattan yararlanarak arabadan inmiş yolun kenarına işiyor, arkadan gelen bir araba, durmuş trafikte solumuzdan geçmeye çalışıyor... Yol açıldı, önümdeki araba hareket etmiyor, yanından geçerken bakıyorum, bir kız kendini kaptırmış, cep telefonunda hararetle mesajlaşıyor, korna çalıyorum, göz ucuyla umursamazca bakıyor...
Arka planda dev bir reklam panosu, üzerinde "Tecrübemizle değişimi başlattık" diye bir seçim afişi, hava deli gibi sıcak, radyoda "Laylaylom" bir seçim şarkısı, sinir katsayım "Soluk borumu en kolay nasıl keserim?" modunda...
Memlek-Et, et kıvamında, tam mangallık, "Protein- Free", nişasta bol...

(Mahmut Anayasa)

Daha güzel bir çevrede yaşamak hepimizin hakkı olduğu gibi, bunun için birşeyler yapmak da görevimiz.

(Emin Akkor)

Aylardır yeniden yeniden yazıyorum.
Şu barikatlardaki “eziyet” diyorum.
Dün yine gördüm.
Kırk derece güneşin altında, onlarca turist, çoğu yaşlı insanlar bekliyor.
Bu insanlar ülkeye döviz getiriyor.
Hani bir TL’nin beş, altı, yedi misli!

Bu devletin eğer beş barikata “gölgelik” yapacak gücü yoksa!
Ya da önceliği... 
Ya da insanlığı...
Ya da nezaketi... 
Ya da hassasiyeti...

Yazsanız ne olur... Yazmasanız ne...
Okunsanız ne fark eder... Okunmasanız ne!

(Cenk Mutluyakalı)

Yıllar önceydi...
90'lı yıllar falan. Az uz yıllar değil hani, çeyrek asır önce.
Bir gurup baldırı çıplak genç, yollarda sokaklarda yapmadık eylem bırakmamıştık. "EĞİTİM ve İŞ GÜCÜ PLANLAMASI" talep etmiştik, hatta üniversite okurken. Gidişatın yanlışlığına değinmiştik. Yıllar süren bir eylem süreci idi.
Kimse sallamamıştı bizi neredeyse.
O dönemin Eğitim bakanı, Başbakanı falan okumamıştı bile talepleri, endişeleri, görüşleri doğru dürüst. Okul harcı pazarlığı ötesine gidememişti zihinsel aritmetikleri...
Bu manşeti görünce biraz tebessüm ettim, biraz içim acıdı, biraz içerledim. Hayal gücünden, umuttan, eylemden yoksun geçen günlerimize bakıp da çok içerledim...
24 Yıl sonra bile konuyu tam irdeleyemeyen ve konunun sonucunu manşete çekebilen Kıbrıs Gazetesi. Sana da günaydın. Hatta sana bile günaydın...
Bu topluma, bu gençliğe bir özür borcunuz var. Belki bir gün bu güne kadar sadece suya sabuna dokunmadan, etliye sütlüye dokunmadan gazetecilik yaptığınız için bir gün belki bu toplumun geriye kalanından bir özür dilersiniz.
Çünkü 94-99 yılları arasında siz de o baldırı çıplak gençlerin esas derdine kulak vermemiştiniz. İşinize gelmemişti! Tıpkı bugünkü gibi! 
Hafıza notu: O günün kabinesinde bakan olan ve hala bugün de bakanlık yapan bir ölümsüz bakanımız var. Elinden geleni ardına koymamıştı o devirlerde bize karşı sert tavır sergilemekte. Hayır o değil, adam hala bakan. Ağlayım mı güleyim mi bilemedim...
Elimin dokunabildiği kadar listemden, o dönem arkadaşları etiketliyorum. Güler miyiz, ağlar mıyız diye...

(Taçam Gökbörü)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.