banner107
banner82
banner147

Sosyal Medyanın Sesi

banner27

Sosyal Medyanın Sesi

banner137

Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastahanesi acil servis bölümü gerçekten acınacak halde. Böbrek rahatsızlığımdan dolayı inanılmaz ağrılarla çaresiz bir şekilde gitmek zorunda kaldım. Acil servise girerken bir yandan yoğunlaşan ağrılar, bir yandan sırada bekleyen 10’larca insan. Sıra numarası almaya gittiğimde görevliye durumunun aciliyetini anlattım. Buradakilerin hepsi acil diyerek beni başından attı. Acı dan nerdeyse gözümden yaş gelirken orda bekleyen çok uluslu nüfusun çok da acil olmadığını gördüm. Sırf nöbetçi doktora kontrol olmak üzere geldiklerini anlamak çok da zor olmasa gerek. Bir kaç sohbet yaparsanız itirafı da alırsınız zaten. Ama en önemli sorunlardan biri şu. Numaraları veren görevli. 303 numara bende. Tam 2 saat 20 dakika acı içinde kırılırken sonra dan gelen birileri müthiş bir dostluk görüntüsü ile no sunu alıyor. 3 dakika sonra çağrılan numara ile onlar giriyor. 2 saat 20 dakika boyunca bunu en az 7-8 kez gözlemleyebiliyoruz. Benden daha acil durumdu açık kalp ameliyat geçiren adam. Yürekleri acıtan görüntü. Saatlerce nefes almakta zorlanıyor. Oğlu kapıda beklenen güvenlikçi bayana derdini anlatamıyor. Adam kiriz geçiriyor gibi, kapıcı güvenlik bekleyecem diyor. Beni içeri alıyorlar, iğneler, tahliler, iki saat bekleyceksin acil servis koğuşuna git kendine bir yatak bul ve yatarak bekle diyorlar. Gidiyorum ama bütün yataklar dolu. Ağrılar artıkça artıyor. Oradaki görevli durma ayak içinde diyor. Beni yatmak için gönderdiler diyorum. Görmüyor musun yataklar dolu diyor. Git oradaki sedyeye yaslan bekle diyorlar. 2 saat bekleyeceksin nasıl olsa. Doktor, ürolojide bir hafta kadar misafir olma ihtimalime karar veriyor. Çok şey söylemeye gerek yok. Dr özür diledim, imzalayıp hastahaneden ayrıldım. Ve diyorum ki Allah kimseyi düşürmesin oraya…

(Ali Tümsoy)

Kimiz biz... Bu ülkede kaçıncı sınıf vatandaş sayılıyoruz... Paramız yoksa ölmeye mahkum muyuz... Yada sıradan bir kayıt görevlisini yağ çekecek kadar tanımadığımız için işkence çekmek zorunda mıyız... Maaşı vergilerimizle ödenen personelin savaş esirlerine bile reva görülmeyen bu muamelesine ne kadar katlanacağız... Kayıtta oturan ve kendini Uzman Prof. Dr. sanan yetersiz ve yetkisiz dahası da vijdansız insanlar hayatımızla daha ne kadar oynayacak... Ama asıl önemli soru şu; Sustuğumuz için, konuşana enayi gözüyle baktığımız için, ses çıkaranı bölücü yada saygısız hatta vatan haini ilan ettiğimiz için... Dahası birlik olmak yerine gemisini kurtaran kaptan deyip haklıyı yalnız bıraktığımız için tüm bu muameleye hak etmiyor muyuz... Bence ediyoruz... 

(Erçin Selasiye)

Eğer bir kilometrelik mesafe için gidiş geliş 30 kilometre civarında yol gitmek zorundaysanız "bu bir sorundur, bunu çözün" şeklinde bir talep ortaya koyarsınız. 
Bunu dediğinizde ise konudan alakasız bir başka yolu anlatılırsa bir sorun vardır. Bu tembellik ve beceriksizlikle ilgili bir mesele değildir. Burada sözkonusu olan ya bahsi geçen işi yapmaya yönelik niyet olmamasıdır yada iktidarda olanların gerçekte karar verici olamadıkları, birşeyleri yapacak güce muktedir olmamaları ile ilgilidir. 
Söz konusu mesele Derinya geçiş noktası ile ilgilidir. 
İşte, konu ile ilgili taraflara, yani yürütmede görevli olan yetkililere açık sorular: 
Bu kapıyı açmaya niyetiniz var mı? 
Politik irade gösterilmiştir, işi bitirmek için niyetiniz var mı? 
Bu geçiş noktasını açılmasına karşıysanız nedeni nedir ?
Elinizdeki iktidar gücü bu basit meseleyi çözmeye yeterli mi? 

(Mertkan Hamit)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.