banner107
banner82
banner147

Sosyal Medyanın Sesi

banner27

Sosyal Medyanın Sesi

banner192

Çocuk 15 yaşında. Annesi Kıbrıslı Türk bir akademisyen. Çocuğun babası ve kadının eski eşi Türkiyeli bir akademisyen olduğu için çocuk bir türlü yasal hakkı olan Kıbrıs vatandaşlığını alamıyor. Sayıları on bini bulan karışık aile çocuklarından bir tanesi. Kadın ne zaman yurtdışına çıksa çocuğunu ardında bırakmak zorunda kalıyor veya ona yapılan davetlere gitmemeyi tercih ediyor. Çocuğun sınıfındaki tüm arkadaşları Avrupa'ya rahatlıkla seyahat edebiliyorlar. Yaz okullarına katılabiliyorlar. Mezun olduktan sonra ise AB burslarından rahatlıkla yararlanabiliyorlar. O ise adeta "düşman tohumu" muamelesi görüyor. Kıbrıs Cumhuriyeti bürokrasisi bu çocuklara "yok" demiyor ama onların başvurularını bürokrasi koridorlarında yıllarca bekletiyor. Ne imiş efendim? Baba Kıbrıs'a kanunsuz bir limandan girmiş ve çocuğu orada üretmiş. Yahu çocuğun annesi Kıbrıslı. Dünyanın her yerini bırak Kıbrıs anayasasında da bu madde gayet açık ve net. Çocuk bir tecavüz sonrası bile ortaya çıksa anasının tüm haklarına sahip olur. Baba ölmüş olabilir, bilinmeyebilir. Fark etmez. Çocuğun babası katil olsa bile cocuk bundan dolayı cezalandırılamaz. Eğer bir suç varsa nesilden nesile geçmez ki. Ve maalesef AKEL ve Anastasiadis gibi sözde barışçı çevreler de bu konuya yardımcı olmadılar ve olmuyorlar ve açıkça ayrımcılığın, ırkçılığın daniskasını yapabiliyorlar. Bu konu AB insan hakları raporlarına yansımasına rağmen onlar hala daha ısrarla bu işi sürüncemede bırakmayı beceriyorlar. Oyalayarak ve açık bir şekilde "hayır" demeyerek yerel hukuğun tüketilmesine de engel oluyorlar ki şikayetçiler Kıbrıs Cumhuriyetini İnsan Hakları Mahkemesine götüremesinler diye. Öte yandan en büyük hayal kırıklığım sadece Barışçı görünen siyasi partiler değil güneydeki sivil toplumun da bu konuda utangaç davranması. Bu tip konular için iki tarafta beraber mücadele etmezsek bu memlekette barışı nasıl inşa edeceğiz. Söyler misiniz?.
Mete Hatay


Son dönemlerde gittikçe çoğalan ve kendisine emlakçı sıfatını takan kişilere karşı ne devlet ne de ilgili meslek kuruluşları bir yaptırım uygulamıyorlar. Devletten yetkili olmayan kişilerin emlakçılık yapması suçtur, teferruata girmeyeceğim ancak en azından piyasada sahtekarlıkla para dolandırıcılığı yapan ve/veya hakkında bu tarz şikayetler olup askıda davası olanların bu suçlardan aklanana kadar emlakçı sıfatıyla piyasada iş yapmaya çalışmasına engel olunmalıdır. Belki de mahkemelerde teminat şartlarına emlakçılık yapıyorum demesi yasaktır maddesi de konulmalıdır. Ülkemize binbir zorlukla getirilen öğrencilerin bu dolandırıcılar tarafından soyulmasına engel olunmalıdır.
Ziya Emir

Bazı yaralar gecsede izi kalır; ama o yarayı gördükçe hayata ve sevdiklerinize daha sıkı sarılırsınız..
Emirali Tatlıdil

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.