banner51
banner55

Sosyal Medyanın Sesi

banner27

Sosyal Medyanın Sesi

Ülkede soygun, silahlı saldırı, trafik ve tramvalar devam. Müşavir yaratmaya da devam. Peki polis sayısı kaç? Müşavir sayısı kaç ? Günaydın mı ? Değilse 3 lü kararname ile günaydın o zaman ...

(Çiğdem Aydın)

19 Mayıs demek kurtuluş savaşının başladığı zaferlerle taçlandığı gün demek,atamızı anmak demek,gençliğin tek bayramı demek, kasa minderden takla atmak,ateş çemberinin içinden atlamak demek,sporun .Çeşitli branşlarında yarışlar,gösteriler demek. Ne yazık sadece sade bir tören var, çelenkler konulup 1-2 şiir ile son bulacak bir gün olacak, bugün 18 Mayıs Gençlik Şöleni var evet kabul ediyorum ama 19 Mayısı unutturmak da neyin nesi

(Bilal Dericioğlu)

Kendinizi iyi hissetmiyorsunuz. Hastasınız.... Doğal olarak hastaneye gidersiniz değil mi? Neden? Tedavi olmak, derdinize derman bulmak için. 
Ancak maalesef iyileşmek yerine daha da kötü bir duruma gelmemiz an meselesi. 
Hastalara yanlış kan vermeden tutun da yanlış ilaç vermeye kadar geniş bir yelpaze söz konusu.
Bize sunulan piyango gibi bir hayat.
Bu kaçıncı?
En azından hastalara verilecek ilaçları kontrol edin...
Peki “mış” gibi yapanlar? 
Sağlıkta skandallar arttıkça bir temel daha atsınlar mesela...
Mesela algıyı değiştirmek için bu sefer de oldukları yere temel atsınlar
Misal koltuğa...!

(Aral Moral)

Beklenilen sonuncu "son şans" görüşmelerinin sonuna geldik. Dünkü yapılan açıklamalardan anladığım kadarıyla müzakereler ya çöktü ya da çökmek üzere. Bazı arkadaşlar bekledikleri "Barış" anlaşması olmadı diye acayip bir melankoliye girdiler. Evet üzücü ama barış zaten anlaşmayla olmayacaktı ki. Barış günlük hayatın ve sözde düşmanların birbirlerine bakışının değişmesiyle olur. Barış anlaşması denilen şey işin resmileşmesi, yasal yanlarının düzenlenmesidir. Esas yaşayacak olan barış günlük hayatın içinde yeşerir. Öyleyse hade "Kıbrıs'ta barış engellenemez" diyen herkes hünkür hünkür yapmaktan vaz geçip, günlük hayatımıza daha barışsever bir şekilde devam etmek için ne gibi adımlar atılır ona bakalım. Barışa doğru dünya kadar adım atabiliriz. Örneğin, sayın Akıncı'nın açılacağını ilan ettiği Ayia Marina yani Gürpınar köyünün açılmasını hatırlatmak için bir eylem yapılabilir. Onların köylerine dönüş hakkını bangır bangır savunuruz. Ambarlarda tutulan çalınmış ikonaların geri sahibine iadesi için sokağa dökülebiliriz. Her belediye sınırları içinde bulunan hristiyan mezarlarından sorumludur. Barışçı parti belediyelerinden başlayarak onlara gelin bir el atalım (bugüne kadar niye el atılmaması tuhaf). Barışçı partilerimiz ve sivil toplum örgütleri, Karpaz'daki Rumların miras hakları için ne düşündüklerini yüksek sesle söylemeye başlamalalılar. Yine aynı kesimler Mal tazmin komisyonunun önünde yığılıp kalmış mallarını bize bırakmaya hazır Rumlara paralarının ödenmesi için yol yöntem ve kaynak göstermeliler ve hükümeti daha fazla ödeme yapmak için zorlamalılar. Eminim siz de isterseniz bu tür barış adımlarına birçok örnek gösterebilirsiniz. Kısaca benim söylemek istediğim şey, laf yerine iş üretelim ve elimizi Rumlara laf ola değil içten ve sonuç alıcı bir şekilde uzatalım. Eminim onlar da aynı şiddette barış isterlerse, benzeri bir listeyi hazırlayacaklardır

(Mete Hatay)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.