banner255
banner69
banner82

Sosyal Medyanın Sesi

banner27

Sosyal Medyanın Sesi

banner267

1 Ekim Dünya kahve günüydü. Kahve'nin Habeşistan'daki bir çoban tarafından keşfedilmesinin üzerinden yaklaşık bin yıl geçti. Sanırım adı halid olan bu genç çoban hayvanları bir vadide otlatırken, keçilerin özellikle dikenli bir çalının meyvelerini çok sevdiklerini fark etmiş. Keçiler bu meyveleri yedikten sonra yerlerinde duramaz oluyorlar ve birkaç gün uyumadan koşturuyorlarmış. Halid bu meyveleri toplayıp eve götürmüş ve bir kaç denemeden sonra kendine çorbaya benzer bir içecek hazırlamış. Bir bakmış ki o da keçiler gibi uyumada ve yorulmadan bir kaç günü geçirebilmekte. Daha sonra bu kahve çekirdeklerini civar köydeki Sufi dervişler göstermiş onlar da bunu içince saatlerce zikir yapabileceklerini görmüşler. Bu arada bu çekirdekleri pişirmeyi ve daha sonra öğtüp şimdiki kahveye benzer bir içecek elde etmişler. Daha sonra bu içecek Yemen'e yayılmış. 1511 yılında Mekke'de de bir kahvehane açıldığını biliyoruz. Osmanlı 16. yüzyılın başında hicazı ve Yemen'i fethedince, kahvenin yolunun kısa sürede Osmanlı'nın diğer şehirlerine ulaştığını görüyoruz. İstanbul'daki ilk kahvehane 1517 yılında açılacaktı. Kahvenin Kıbrıs'a gelmesi ise 1571 yılındaki fetihten üç beş sene sonra olmuştu. Roland Jennings, incelediği şerri defterlerde kahve ticaretiyle ilgili birçok belgeye ulaşmayı başarmıştı. Jennings Vakıf belgelerinde 1601 yılında Mağusa Surlar içindeki bir kahvehaneden de bahseder. Bu kahvehanenin Kıbrıs'taki ilk kahvehane olma olasılığı yüksektir. Birçok kahvehanenin gelirinin vakıflara aktığı da görülmektedir. Lefkoşa'daki Mevlevi tekkesinin gelirinin de bazı kahvehanelerden sağlandığı bilinmektedir.

(Mete Hatay)

Ya şimdi konuşun; ya da... Yürek yarası, ağırdır... Kaldıramazsınız...
Bir trafik kazası. Ölen bir kadın, öksüz kalan çocuklar... Olayın gerisinde adım adım kadını ölüme götüren bir süreç. Şiddet görüyor, hakarete uğruyor ve daha söyleyemeyeceğim bir hayle şey. Ispatı polise düşüyor...
- Otopsi yapıldı dün, sonra defnedildi. Otopside kahreden bir detay var
- Avukatı ile görüştüm, polis gecikmeden avukattan ifade almalı.
- Hayat birileri için "hiçbir şey olmamış gibi" devam edemez, etmemeli...
Yargıya güveniyorum... Polise güveniyorum...
Adalet istiyorum...
Kimse bildiğini kendine saklamasın, kıymeti yok, yürek yarasının yükü ağır..

(Hüseyin Ekmekçi)

Halk arasında dul maaşı olarak bilinen ölüm aylığı genel olarak kadınlara ödenen bir para gibi algılanıyor. Oysa kanuna bakıldığında bunun için bir cinsiyet ayrımı yapılmadığını görüyoruz. Eşi ölen bir erkek de ölüm aylığı alabiliyor. Üstelik kocanın çalışıyor ya da emekli olması da aylık bağlanmasına engel değildir. Kadınlara bağlanma şartları erkekler için de oluşmuşsa erkeklere de ölüm aylığı bağlanıyor. Aylığın kesilmesine sebep olan tek değişiklik ise ikinci bir evliliktir. Koca evlenmediği sürece vefat eden eşinin maaşını alabiliyor.
Bildiğim bizim sigortalar ödemez. Neden, bizim Sigortalar, bizim dul erkeğimiz sevmiyor mu?

(Hüseyin Garip)

Sözde bağımsızlık ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş gününü kutlayan Rumların dünkü askeri gövde gösterisinde yepyeni silah sistemlerinin yanı sıra Rum ordusunun nasıl dişileştirildiğine de tanık olduk... Adamlar tankçı kadın birlikleri bile oluşturmaya başladılar... Sahi vicdani ret konusunda kadınlarında bile hiçbir eğilim ve duygu yok mu şu Rum komşuda?.. Ne bu silahlanma ve militaristleşme paranoyası böyle?..

 (Ahmet Tolgay)

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.