banner255
banner69
banner82

Sosyal Medyanın Sesi

banner27

Sosyal Medyanın Sesi

İngiliz Sömürge dönemindeki Tren Yolu projesinin ilk etabı olan Mağusa-Lefkoşa güzergâhının yapıldığı 1904-1905 yılları arasında inşa edilen Trakhoni (Demirhan) tren istasyonu eski Lefkoşa – Mağusa anayolu üzerinde bulunmaktaydı. Bu anayolun genişletileceği 1988 yılında yolun ortasında kaldığından yıkılması ve yol tamamlandıktan sonra yeniden yolun kenarına yapılması kaydıyla taşları numaralandıktan sonra Türkiyeli müteahhit tarafından yıkılmıştı. Yıkılmadan önce Eski Eserler ve Müzeler Dairesi olarak paylaştığım fotoğraflarını çekmiştik. Aradan 31 yıl geçmiş olmasına karşın tren istasyonu yolun kenarına yapılmadığı gibi, numaralandırılan taşların nerede olduğunu bilen de yok… Kültürel mirasa verilen değer bu kadar işte…. Fazla söze de gerek yok…

(Tuncer Bağışkan)

En az son on yıldır insanoğlu yoğun bir şekilde kendi yok oluşunun filmlerini, romanlarını ve hikayelerini daha sıklıkla yazmaya başladı. Hesaplamadım ama galiba her üç beş bilim kurgu filminden biri Kıyamet günüyle ilgili! Bu trend her gün biraz daha artıyor. Buna paralel dindarlık da beraber artıyor. Herkes yaklaşan bu illetle mücadele yerine "öbür dünyada" kendine bir yer kapmaya çalışıyor. Kısmetçilik herkesi ele geçirmek üzere. Bu gidişatı durdurmak için yeteri kadar mücadele veremiyoruz! Bunun yerine, bireysel kaçış yolları arıyoruz (deprasyon tedavileri, new age inanç gurupları vesaire ile) Tüm bu filmleri de seyrettikçe, umutsuzluk içinde bütün bu gelen tehlikeyi, kendi kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüştürmek üzereyiz. Son Netflix'te seyrettiğim The 100 dizisi de böyleydi. Konular bu filmlerde genellikle çevre felaketi, virüs, nükleer savaş ve sonrası üzerinden dönüyordu eskiden şimdiler de ise daha çok Maltuzian bir nüfus korkusu üzerine kurulmuş. Ve birçok jenosit çağırışımlar yapıyor. Yemek yoksa nüfusu azaltmak lazım gibi. Bu tip korkular, yabancı düşmanlığını her yerde patlatmakta ve aşırı sağ düşüncelerin her yere sızmasına neden olmaktadır. Belki sözlerimi aşırı kötümser buldunuz diyeceksiniz ama durum gerçekten çok ciddi arkadaşlar. Hem burada hem de Dünya'da. Çevreye ciddi bir şekilde sarılmamız ve dünyadaki mücadeleyi yakından izlememiz ve tüm uluslararası çevre kuruluşlarıyla dirsek temasında olmamız lazım. Bu arada saçma sapan küçük kavgalardan sıyrılarak yeni çevre, doğal kaynaklar ve tarım siyaseti hazırlamamız elzemdir...

(Mete Hatay)

İşgal: Kısır, beceriden arınmış ve popülist iç siyasetlerimizle her şeyi yüzümüze gözümüze bulaştırdıkça Rum propagandasının içimizdeki aygıtları "işgalci Türkiye" söylemlerini artan bir cüretle yükseltiyorlar... Gerçekten işgal edilmiş bir yerde sanki bu cüreti gösterebilirlermiş gibi!.. Kendi korkunç hatalarımızı görmezlikten gelip her şeyin sorumluluğunu Türkiye'ye yüklüyorlar...Türkiye bir gün Kıbrıs'tan çekilirse çoğunun çocuklarını yurt dışına kaçırdığı bu gerzekler işgalin ne demek olduğunu asıl o zaman anlayacaklar... Menfaatlerin sarmalında ve beyin yıkama batağında yayılmacı Rum'a kör kütük sevdalanmanın bedeli gün gelir çok ağır olur..Irkçı Rumlar ileriye dair plan ve tasarılarını, kinlerini, nefretlerini ve öfkelerini Türklere ilişkin hain düşüncelerini bu gerzeklere anlatabilmek için acaba daha ne yapmalıdırlar, ne söylemelidirler?..

(Ahmet Tolgay)

Pazar neşesi! Lefkoşa Mağusa yolunu bile yapmakta zorlanan insanların coğrafyasında, aya 2 km yaklaşıp, orda uzay aracı ile iletişim kopmasına fiyasko başlığını uygun gören hallerimiz, ruh halimiz bırakın bizi bizim reno 12 tx ile Marsa kadar gideriz ama gel gör ki bırakmazlar, Hindliler beceremez, hep fiyasko bunlar

(Murat Kanatlı)

banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.