escort bayan istanbul escort hd porn
banner255
banner69
banner82

Sosyal Medyanın Sesi

banner27

Sosyal Medyanın Sesi

banner267

Benim bu son tartışmalardan anladığım, Lefkoşa Türk Belediyesi, pahalı su satarak topladığı parayla ancak personelini ödeyebiliyor. Beledi yatırımları ise ya AB fonlarına, ya da Çukurova gibi TC fonlarına başvurarak veya özel şirketlerden sosyal farkındalık projesi adı altında bir nebze kaynak bularak idare etmektedir. Buraya kadar anlaşılır. Yani mevcut idare eskiden yapılmış aşırı istihdamdan sorumlu değildir. Fakat bu tip kaynaklara başvururken ne tip projelere öncelik verileceği ise tamamen şimdiki idarenin sorumluluğundadır. Onun için şehrin alt yapısı dökülürken bazı kozmetik ve aşırı elitist sayılacak projeler göze batmaktadır. Bir de Belediye egemenlik sorunu yaşadığını her fırsatta özür olarak öne sürmektedir. Yollar asfaltlanmadı, Ulaştırma Bakanlığının sorunu, Eski eserler, surlar dökülüyor, Eski eserlerin sorunu, Eski binalar çöküyor mal sahiplerinin sorumluluğu vesaire vesaire gibi özürler. Bence bir an evvel Belediye mevcut egemenlik sorunlarını gündeme getirip çözmek durumundadır yoksa 30 yıldır bir türlü çözülemeyen Girne Limanı gibi Lefkoşa da ortada kalacaktır veya hali hazırda kalmıştır. Dertlerin kamusal alana taşınması kamu desteğini de sağlar ve sorumlu Bakanlıklar ve en önemlisi bürokrasi daha hızlı hareket etmek zorunda kalacaktır. Yani ralliyi yapanlar pisliklerini veya beton blokları almıyorlarsa o derneklere ya yaptırım yapılır ya da deşifre edilir. Kapalı kapılar ardında ağlamak yerine.... Sevgili Mehmet, iyi niyetinden kimsenin şüphesi yoktur ama Şeher gerçekten dökülüyor... Birşeyler yapmak lazım...

(Mete Hatay)

Hükümet muhalefetle, sendikalar iktidarla didişip duruyor,nasıl daha fazla koparırım diye. Eylemler, sloganlar. Be arkadaş, özel sektör çöktü,gelmiş geçmiş tüm hükümet edenlerin tek derdi devlet çalışanları mı....Ekonomi bakanının umuru mu? Sosyal sigorta ihtiyat sandığını yatıramayanlar var, geçtim... Evine ekmek götüremeyen çok. Yanında çalışanları ağlaya ağlaya durduranlar var, Başbakan’ın, yardımcısının umurunda mı? 
Ülke bildiğiniz yangın yeri. Hale’n daha memur- devlet kavgası devam ediyor. Var olan kaynak anca maaşa gidiyor. Hoş, devletin maaşını alan da mağdur. Yol yok, elektrik pahalı, benzin alınacak gibi değil. Artık daha fakiriz.
Umarım, Sayın Başbakan ve hükümet edenler kafasını kaldırıp da bu ülkenin esnafına, özel sektör çalışanına da bakar. Umarım. Durum kötü. Çok kötü. Yakında sandığa gidecek vatandaş kalmayacak.

Birde merağıma dokunmuyor değil herkes sessiz. Özellik benim gibi esnaf ve özel sektör çalışanı. "Sadece ben mi etkileniyorum" diye düşünüyorum. Şimdi; evet devlet bir yapılanma içerisinde anlıyorum bu sistem böyle gitmez ama her zaman ki gibi yine bizler ezilmeye mahkum muyuz göç başını aldı gider sonumuz hayır gele.

(Sertaç Yalçın)

Hayvanlar zehirleniyor, çocuklara, kadınlara tecavüz edilip, öldürülüyor, bombalar patlatılıyor, silahlar çekiliyor. Eril bir düzenin güç yarışları sürüyor. Korkuyorum, bu haberlere çocuklarımızın alışmasından. Bu cinnet, dehşet, vahşet haberlerini sıradan karşılamalarından korkuyorum.

O kadar sık, o kadar rahat yapılıyor ki kötülükler. O kadar hayatımızın içine girdi ki, yaşamın sanki en büyük bölümünü oluşturdu.

Herkes bu durumdan şikayet ediyor. Herkes vicdandan, iyilikten, isyandan bahsediyor. Peki ben değilsem bu kötülükleri yapan, komşum değilse, ailemden hiç kimse değilse, iş yerimdekiler değilse, sen değilsen, o değilse, bu değilse, ötekiler değilse, ve seçtiklerimiz hiç değilse bunca kötülük bu ülkede/bu dünyada nasıl olabiliyor?

(Bedia Balses Çeliker)

Ey Anastasiadis ve kuklaları!..
Benim çözüm yanlısı ve iki bölgeli federasyon düşüncesinde olduğumu cümle alem bilir. Ancak Rum Polisinin ve siyasetçilerinin yaptıklarını gördükçe, sanırım bu görüşümden ağır ağır uzaklaşıyorum. Sakın bana birileri ama Taner sende mi demesin. Geçen defa ortanca oğlum Rum tarafında, Ledra Street’te şiddete maruz kaldı. Bin bereket versin karşılık vermedi. Ve olay olmadan yırttı. Bugün de küçük oğlum, arabası ile otobanda giderken Rum Kesiminde Rum Polisinin baskısına maruz kaldı. Otobanda oğlumu durdurdular. Evraklarına baktılar. Arabasını yokladılar. Bu tarafta ne ararsın diye sorgu sual ettiler. Buraya kadar Polisin görevidir lafım olamaz. Ancak arabaya dayadıktan sonra sıkı sıkı bir defa değil, 5-6 defa yokladıktan sonra 4-5 defa telefon ile bir yerleri arayarak birşeyi yok demelerine karşın, karşı taraftaki sesin arayın ve birşey bulun demesine ben anlam veremedim. Dakikalarca Motorway'de bekletilip, telefon trafiği yaşandıktan sonra, oğlumun neden niçin bu duruma maruz bırakıldım sorusuna, Rum Polisleri biz de bilmiyoruz. Görüyorsun telefon ile arıyoruz bize arayın diyorlar. Anlamadık demelerini inanın hiç anlamadım. Ey Anastasiadis, sen ve senin kuklaların böyle yapmaya devam ediniz. Siz böyle yaptıkça, Kıbrıs Türklerinin bütününü kaybediyorsunuz. Ve bu defalık okkalı bir küfür yerine sana ve kuklalarına şimdilik oğluma çektirdiğiniz sıkıntı için sadece Allah bin.......versin diyorum.

(Taner Ulutaş)

"Sayın Tatar, hükümetin Ercan'dan alacağını on gün önce avans almasına hukuksuzluk dedi. Peki Ercan'ı özelleştirip çeki 13'üncü maaşlar için alıp, KDV'yi almayıp, bunun da 3 yıldan sonra kendi değil de CTP'li hükümet döneminde mahkeme kararı ile alınmasının hukukunu da anlatabilir mi?"

(Ferdi S. Soyer)

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.