banner237
banner82

Sosyal Medyanın Sesi

banner27

banner210
Sosyal Medyanın Sesi

banner215

Faşist kafalar sağda solda tehditvari konuşmalar yapıyor, tehditvari yazılar yazıyor. Bunları yazarken neden korkmuyorlar, bu cesareti nerden buluyorlar? diye sormak gelmiyormu içinden?
Çünkü biliyorlar sadece şikayet edip duruyorsunuz her iki lafınızdan biri bu memleketten bir şey olmaz olunca karşıdaki faşistlere de cesaret veriyorsunuz. Üzgünüm ama cesaret de bulaşıcıdır, yılgınlık da. Siz yılgınlık, umutsuzluk bulaştırıyorsunuz, Faşistler bir birilerine cesaret! Silkelenin, kendinize gelin. Kendiniz için değilse bile çoluğunuz çocuğunuz için!

Ahmet Karakaşlı

Faşizmin nefretle cehaletin birarada örgütlenmiş hali olduğunu unutmadan mücadele etmeliyiz.

Geçmişi mücadele dolu bu topluma birkaç kendini bilmezin mafyavari racon kesmesi, aklı evvel paylaşımda bulunması bu toplumun hiçbir ferdini dün de yıldırmadı, bundan sonra da yıldırmaz.

Geçmişte birçok faşist, gerici ve bir o kadar da yazdığının arkasında duramayan çok korkakla karşılaştım. Onlarla hesabı kapatmış değiliz. Yakında yurtdışından döner dönmez gerekli mercilere şikayetleri yazılı olarak yapacağım. Bundan öncekilerle de bundan sonrakilerle de mücadelemiz sürecek.

Unutmayalım: Dayanışarak, daha fazla yüksek sesle birlik olarak, kendi kendimizi yalnızlaştırmadan ve cesaretle yürümek gerek. Yaratılmak istenen yeni korkulara boyun eğmeden, tarlayı bekleyen bostan korkuluklarını yıkarak ilerlemek gerek.

Kaybedecek ne kaldı? : Hiçbir şey kalmadı.

Tacan Reynar

15 Kasım 1983 tarihinde, oybirliği ile kabul edilen Bağımsızlık Bildirisini yaşama geçirmek; Kendi yurdunda tam bir güven ve insanca bir düzen içinde varlığını sürdürmek; İnsan hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü, kişilerin ve toplumun huzur ve refahını korumayı içeren çok partili, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini gerçekleştirmek amacıyla 1985’de bir anayasa denen toplumsal bir sözleşmeyi hayata geçirdiler! 
Sözde oldu, nerdeyse mezkur sözleşmenin tüm hükümleri telafisi imkansız bir şekilde ihlal edildi! 
Dünyadan izole edildik. Ganimet kültürü had safhalara çıktı, hukuksuzluklar, adaletsizlikler ve eşitsizlikler yaşandı, yaşanıyor...
Partizanlık, mafyavari ilişkiler, feodal beylikler, oligarşi kuruldu...
Demografik yapı ve kültür değiştirilmeye çalışılıp hak sahibi halk hiçe sayıldı...
Ayaklar baş, başlar ayak oldu... 
Sterlin nerdeyse 7 TL oldu...
Fakir fakirleşirken, zengin daha da zengin oldu...
Halk ekmek parasını bulamaz oldu...
Bir tek torpili yaşayabilir durumda kaldı...
Hakiki hak sahibi halk göç etmiş veya bavul hazırlar vaziyette geldi...
Faşizm ve gericilik memleketi sardı...
İşte, bu ahval ve şerait içinde, zaman, öze dönme zamanıdır... 
Zaman, pasifist devrim zamanıdır... 
Zaman, ne pahasına olursa olsun, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti zamanıdır! 
Ey Kıbrıslı Türkler, açın gözünüzü...
Yok olduk zaten, garantörlük artık işimize yaramaz!

Mehmet Kaptan Bensen

Ülkemizde tebliğ işlemleri hukuk sistemimiz açısından kanayan bir yara. 
Bu sorun kısmen tebliğ memurlarının sayı ve araç azlığından, kısmen de davalıların adreslerini bulamamaktan ve/veya davalıların adreslerinde mesai saatlerinde bulunamamalarından kaynaklanır. 
Fakat bazen de böyle bir sorun var: Memur adrese özenle defalarca gidiyor, içeriden başka biri çıkıyor ve davalı içerde olmasına rağmen, davalı yok veya artık bu adreste kalmıyor diyor. 
Bugün böyle bir duruma rağmen, tebliğ memurları, azimli müvekkilimin sözüne güvendi, birlikte memurun daha önce gittiği adrese gittiler ve tebliğ işlemi aylardan sonra başarıyla sonuçlandı. 
Şimdi, tebliğ memurlarını defalarca bu sıcaklarda boş yere yoran, memurların enerjilerini başka dosyalarda harcamalarından alıkoyan bu kişiye yargısal işlemden müdahaleden (ceza yasası made 122) şikayetçi olsam, Polis ne yapar acaba?

Hayatım boyunca özelleştirmeye karşı biri olarak tebliğ işlemlerinde özel şirketlerden destek alınması taraftarıyım. Bu tarz kişilerden tahsil edilen cezalar da belki bu işin fonunu oluşturur.

Mine Atlı

Karadeniz'de doğa intikamını alıyor.
Hes'ler için doğada inanılmaz bir tahribat yapıldı, dağlar delik deşik edildi, korkunç boyutta ağaç katliamları yapıldı, dere yataklarına müdahale edildi, kimi dolguyla kapatıldı, kiminin yolu değiştirildi.
Şimdi ise yolunu bulamayan sular zincirinden boşanmış canavarlar gibi sağa sola saldırıyor, yolunu bulmaya çalışıyor, genellikle vadi içlerine yapılmış yerleşim yerlerine akıyor, ortalık resmen mahvoldu.
Güzelyurt ve Bostancı'yı hatırlarsınız, hani şu bizimkiler olmayan barajların kapaklarını Rumlar açtı da sel oldu demişlerdi.
Buralarda da dere yatakları açık değildi, abuk subuk sebeplerle kapatılmıştı, sonuç felaket olmuştu, yine olmayacağını kimse garanti etmez...

Ediz Tuncel

Bebeğe süt alıyoruz sık sık.
Milupa Aptamil Comformil 1
Bazı marketlerde 29.50 TL bazılarında 30-31 TL.
Dün öğlen bir eczaneye gitmiştim 32 TL gördüm. Gece eve giderken bebeğin sütü bitmiş nöbetçi eczane yolun üstüydü durdum. Bir baktım 40 TL. Gırçık diye geçti bana!!
Aldık ve eve gelince 1 bardak su içip yattım. 
Az önce Erülkü’den geçtim. 27.50 TL’ye aldım.
Ne hissediyorum tam emin değilim şu an. Su içtim ama gene rahatlamadım. Hayat paylaşınca güzel sözü geldi aklıma ve paylaşayım istedim.

Ahmet Özsoy

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.