banner107
banner82

Anastasiadis meclis kararını görüşmem diyerek masadan kaçarken


Metin FAHRİOĞLU

Metin FAHRİOĞLU

Okunma 17 Şubat 2017, 15:00

14 Şubat Salı günü yapılması gerek liderler arası görüşmeler yapılmazken 16 Şubat  Perşembe günü yapılacak olan   görüşme ilgili yapmış olduğu açıklamada sayın Akıncı:  Rum Meclisi’nin Enosis ile ilgili  kararının  iptalini  istemek  amacıyla Nikos Anastasiadis ile  görüşeceğini  açıklarken  Rum hükümet Sözcüsü “ Anastasidis,  ne Meclis  kararını, ne de  Türk vatandaşlarına 4 özgürlük konusunu görüşür” diyerek  görüşmenin de sonucunu bir gün önceden belli ediyordu…

Nitekim beklenen oldu !.. Liderler Rum Meclisi’nin aldığı Enosis  kararının gölgesinde   ara bölgede bir araya geldi. Görüşme sırasında Eide, Türk  tarafında yaratılan  algının  düzeltilmesi gerektiğini  söylerken  Anastasiadis, “söyleyecek  bir şeyim yok” diyerek  ayağa kalktı ve  kapıyı çarpıp çıktı!...

Görüşme sonrası yapmış olduğu açıklamada KKTC Cumhurbaşkanı sayın Akıncı: “…Herkesin tavırlarına dikkat etmesi gerekir. Her toplantının bir adabı var. Saygı çerçevesi dışına  çıkılmamalıdır… Bizi anlayıp  durumu düzeltmek  Rum liderliğinin elindedir. Bunu yapmak yerine ‘bize abartmayın’ dediler. Tepkimiz abartılı değil , az bile… Yanlıştan dönmek erdemdir. Rum liderin de şu anda  yapması gereken budur…. Bu kritik safhada  bütün bu trajedilerin sorumlusu olan  Enosis  idealini kutsanacak bir  olaymış gibi  kutlama kararı almanın  hiçbir olumlu gerekçesi yoktu…Çözüm için uğraşlarımızı  sürdürmemiz lazım. Ancak  bunun gelişigüzel bir çözüm olmayacağını, Rumların  yanlışlarına göz  yummayacağımız bilinmeli…” dedi.

Birkaç gün öncesinde  “15 Ocak 1950 Enosis Plebisiti”nin   Rum okullarında okutulması ve yıl dönümlerinin kutlanması  yönündeki  kararlarına karşı sayın Akıncı  kararın iptal  edilmemesi halinde müzakerelerin  anlamını yitireceğini belirtirken  Anastasiadis: “Siz de Kıbrıs’ın  işgal gününü kutluyorsunuz, gayri meşru  devletinizin kuruluş yıldönümünü kutluyorsunuz, 1950 Enosis Plebisitinin Rum okullarında kutlanması ve okutulmasına niye karşı çıkıyorsunuz” diyordu.

Anastasiadis,  söz konusu Rum Meclis kararının Güven Yaratıcı Önlemler  çerçevesinde alınan kararlara aykırı olduğunu da mı bilmiyor. Anastasiadis bilmelidir ki; 20 Temmuz 1974,  Kıbrıs Türk halkının anavatanı Türkiye’ye  ve Mehmetçiğe kavuştuğu bir gündür, Kıbrıs Türk halkını Rum mezaliminden, Rum’un zulmünden ve  katliamlardan kurtaran askeri bir harekatın  yıl dönümüdür. 20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türk halkının  Muratağa, Sandallar, Atlılar, Taşkent ve Türkeli’de olduğu gibi toplu mezarlara girme günlerini sona  erdiren Türk askerinin  bizi kurtardığı gündür. Böyle bir günü kutlamak başka bir şeydir,  Enosis’in  gerçekleşmesini istemek başka bir şeydir.

20 Temmuz’u  kutlamakla, Enosis’i kutlamak ayni şey mi?  Rum liderliği , Rum halkı, Rum-Yunan ikilisi  hep ayni  düşünceyi  paylaşmaktadır. Yarın bu  Meclis kararlarını geri alsalar ne yazar? Düşüncelerini değiştiremezsiniz ki?  Birleşik Federal Kıbrıs  gibi siyasi  çözümde  yine benzeri kararlar almayacakları ve bunları uygulamaya geçmeyeceklerini kim ve nasıl garanti edebilir ki?

Sayın Akıncı 14 Şubat’ta  yapılacak  görüşmeye  gitmeyeceğim; Perşembe günü yapılacak görüşmeye gidebilirim ama o güne kadar kararın iptal edilmemesi halinde masada sadece ‘Enosis’ kararının iptalini  görüşürüm demişti. Buraya kadar tamam!... Ya ondan sonraki günlerde yine hiç bir şey yokmuş gibi görüşme masasına oturacak olursak bu çıkışların ne anlamı olur ki?  Sakın ola  yine görüşme masasına oturmayalım!..

Sayın Akıncı’nın  tavrı bir kerelik olmamalıdır, müzakerelere devam edilmemelidir.Görüşmelere devam etmek;  büyük bir teslimiyetçilik olacaktır, Rum ırkçılığına, Rum’un  Enosis hayallerine boyun eğmek  olacaktır.KKTC Cumhurbaşkanı sayın Akıncı’nın  bu saatten sonra  Haziran 1967 Enosis kararlarının ve de  diğer Türk  düşmanı  ırkçı yasaların gölgesinde görüşme yapmasını kabullenemeyiz… Bu mevcut şartlarda görüşme yapmanın anlamı yoktur…

19 Şubat 1959 Zürih ve Londra Anlaşmalarının ardından 16 Ağustos 1960’da yapılan Lefkoşa Anlaşmalarıyla ilan edilen Kıbrıs Cumhuriyeti  iyi niyetle  kurulan, siyasi eşitliği olan   bir ortaklık devleti idi. Ancak Rum’da iyi niyet yoktu, Rum liderliğinin Megali İdea  hedefleri vardı. Dolayısıyla 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti yaşamadı, yaşatmadılar…

Kıbrıs Türk halkına  çok haklar verildi diyerek yapmak istediği anayasa değişikliği ile Kıbrıs Türk halkını  ‘azınlık’ durumuna düşürmeyi hedefleyen Makarios bunu başaramayınca 21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırılarıyla Akritas Planını ve de devreye koyarak  Kıbrıs Türk halkını bir gecede  Kıbrıs Cumhuriyeti’nden dışlamadılar mı?  Kıbrıs Türk halkı Cumhurbaşkanı Muavini ile, 3 bakanı ile , milletvekilleriyle, memurlarıyla, polisleriyle  Kıbrıs Cumhuriyeti’nden dışlanmadı mı? 1 Ocak 1964’te Makarrios Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tüm kuruluş anlaşmalarını iptal ediyorum demedi miydi?

Dolayısıyla  yine  iyi niyetle  yola çıkamayız, Kıbrıs Türk halkı yeni maceralar peşinde koşamaz, yeni maceralar arayamaz. Rum-Yunan ikilisinin tarihin derinliklerinden gelen Megali İdea hayalleri varken  siyasi çözüme, adil ve kalıcı bir barışa varamayız, Rum-Yunan ikilisinin hedefleri ortada iken, yol yakın iken bir kez daha görüşme masasına oturmayalım… Herkes yoluna diyelim… 

Kıbrıs Türk halkına düşen görev  şehitlerimizin canı ve kanı pahasına kurulan  bağımsız ve egemen devletimiz KKTC’ne sonuna kadar sahip çıkmaktır, KKTC’ni yaşatmak ve tanınmasını sağlamaktır…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.